‘poorish’ Kategorisi için Arşiv

hayatımın ilk 13 yılı doğduğum şehirde geçti. beş yaşımdayken filan bizim oralarda bayağı bi kar olurdu elektra hanım. ankara’dan değilse de istanbul’dan abim gelirdi zaman zaman ve faytondan indiğinde elindeki hediye paketlerine saldırırdım önce, karlara bata çıka. ya hacıbekir ya da osman nuri gözükürdü elinde -bazen çikolata, bazen lokum, bazen şekerleme. sonra hiç bıkmadan tekrar tekrar masallarını dinlerdim onun, beni istanbul’a götürme ve galatasaray’da okutma masallarını. zincirleme hayaller kurardım istanbul nasıl birşeydir bilmeksizin. fonda şuradaki şarkı. bu arada duydunuz mu, fayton dedim! evet, fayton. taksi falan ne gezer! o zamanlar koca şehirde iki tanecik “hususi” vardı, çok zengin pederimin emrine her istediğinde koşan. faytona binmek dayanılmaz bir zevktir, hatırlayan hatırlar. bazen fayton turu yapardık, hayallerime nalların sokak taşlarında çıkardığı sesler eşlik ederdi. jazzetta’da söylemişimdir; benim adım metin oktay‘dan gelmedir, işte o abimin ölümsüz eseridir bu da. gs’lılığımın esbab-ı mucibesini de bu arada öğrenmiş bulunmaktasınız sayın seyircı: metin oktay ve bir türlü öğrencisi ve mezunu olunamayan gs koleji.

dolayısıyla aslıberry hanım, benim ebedi ve ezeli hayallerimden biri, galatasaray’da tahsil ve terbiye görmektir. yaş haddini aşmış ve üniversite bitirmiş olmam hiçbir şeyi değiştirmez!

ikinci hayalim, yeniden ilkokulda okumak. tabii ki kendi ilkokulumda. (hangi ilkokulmuş diye sormayın, bloğum bile var -sadece şehrini açık etmedim.) sevgili ilköğretmenim mübeccel gedikoğlu yaşıyor mu bilmiyorum, yaşıyorsa bulup ellerinden öpmek.

üçüncü hayalim, soğanın cücüğünü yemek. bu da nereden çıktı demeyinis, bilirsiniz ki teyyare piyangosundan büyük ikramiye zortladığında (bugünlerde aklımı bununla bozmuş vaziyetteyim) ilk yapılacak iş budur.

dördüncü hayalimi ne siz sorunuz ne ben faş edeyim. (bkz: şuradaki 31 numerolu yorumdan çıkan patika.)

madde beş: ikinci cümlesi hatalı bir roman yazmak ve okkalı bi çek almak. (gısgananlar çatlasın.)

madde altı: jan garbarek abimizin kapısında köpek olmak, arada bir çaktırmadan stüdyoya sızıp kuzey cazı makamında bi beste attıraraktan eleni karaindrou ablamızın urbalarından birine bürünüp yine çaktırmadan theo angelopulos amcamızın bi filmine yamamak.

demirbaş hayallerimden biri de, o mübarek elinden çıkan harikulâde büyülü illüstrasyonlara ayılıp bayıldığım feridun oral‘ın lapa lapa kar yağan bir illüstrasyonuna girip orada böğürtlen cini olarak yaşamak. (neden şimdi aklıma woody allen bey geldi?)

en büyük hayalimi de aradan çıkarıverelim bari: devlet, para, sömürü, tahakküm olgularının ortadan kalktığı bir dünya. ki hayallerimin en ütopiği, en parlağı, en saftiriği, en neşelisi, en çocuksusu bu, anlaşılacağı üzere.

dokuzuncu hayalim, uzayda yürümek. kuyruğa girdim, kaydımı yaptırdım.

onuncu hayalim, harry potter biraderimizin görünmezlik pelerinine bürünerek ve de van damme abimizin dövüş stilini kaparak ve ayrıca robert patrick bey‘in (bkz: terminatör iki) fevkalâdenin fevkindeki kuvvet ve kudretiyle mücehhez bi şekilde, kafamı bozan tüm eşhasa haddini bildirme kolleksiyonu yapmak. (bu eşhas, özel hayatımı işgal etmişler kontenjanından olabileceği gibi, anadolu ve doğu trakya’dan müteşekkil güzide beldemizin ve güneşin etrafında kendi halinde dolanıp duran yorgun gezegenimizin havasını ve suyunu kullanım bedelsiz kirleten her türlü lüzumsuz, mel’un, mendebur, kamusal, gayrıresmi ve resmi mahlûkat olabilir.)

onbirinci hayalimi, parmağımı şıklattığımda önümde bildiğim bilmediğim her cins meyveden müteşekkil, muhteşem bir ziyafet tepsisinin belirmesi şeklinde ifade edebiliriz. bu tepsiye ayrıca muhtelif dondurma çeşitlerinin de eklenmesinin unutulmaması rica olunur.

onikinci hayalim, mümkünse yontmataş devrine elma-z yapılmasıdır. belki adam olmanın bir yolunu buluruz o vakit.

onüçüncü hayalim, yazılmış ve yazılacak bütün kitapları okuyabileceğim zaman esnekliğine sahip bir ömrüm olmasıdır. (eh, bu da aşağı yukarı ölümsüzlük anlamına gelir ki fena olmaz hani.)

ondördüncü hayalim, ertuğrul özkök efendi‘nin andromeda galaksisine ışınlanmasıdır. oradakilerin günahına girmiş oluyorum böylelikle ama, bu dünyada kim günahkâr değil ki, bir ben miyim?

onbeşinci hayalim, ölümsüz aşkıma, hülya‘ya yeniden kavuşmaktır sayın seyircı. (hülya, die äpfel dersem çık, die birne dersem yine çık!)

onaltıncı hayalim, ab’nin bize girmesidir. (bu “biz”in hayalimdeki bir “biz” olduğunu söylememe gerek yok sanırım.)

onyedinci hayalim, the zorti bey‘in cehennem kadillağına binmeden önce yargılanıp mahkum oluşunu dünya gözüyle görebilmektir.

onsekizinci hayalim, talat paşa‘nın hitler bey‘le kadeh tokuşturuşunu dikizleyebilmektir.

ondokuzuncu hayalim, yeni bir gemi inşa ederek insan hariç bütün canlıları güvertesine aldıktan sonra uzayın derinliklerinde kaybolup gitmektir. (bu durumda ben insan olmuyor muyum? bütün giritliler yalancı mıydı?)

madde yirmi: bir saniyede farsça öğrenmek ve geçmişin iran’ında yaşayıp hafız‘ın kabrine komşu olmak. (biraz karışık bir cümle oldu, farkındayım.)

öf, amma uzattım ha! yeter. binlerce hayali buraya sığdıramam ya. hayal ettiğimiz müddetçe yaşayacak olsaydık benim yine ölümsüzlüğe ermem işten bile değildi. yok be, ölümsüzlük o kadar da matah bişi değil. bıkar insan.*

——————————————————————

(*) Bu yazı, Aslıberry Hanım’ın mimlemesi üzerine yazıldı. Jazzetta’da alışık olmadığımız miniskülasyon, yazının aslında Soğuk Yemek’te yayımlanmasının düşünülmesi ve fakat bir nedenle bundan vazgeçilmesinden kaynaklanmaktadır. Üşendim büyük harf operasyonuna şimdi, kusura bakılmasın lütfen.

(**) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 10.01.2009 – 18:02 Posted by | Poorish | 25 Yorum |

Reklamlar

in memoriam

Yayınlandı: Şubat 18, 2011 / poorish


(*) Milan Kundera, “Yaşam Başka Yerde”, çev: Levent Kayaalp, İletişim Yayınları, 1987.
(**) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 23.02.2009 – 19:39 Posted by metinPoorish | 3 Yorum |