tin tin tini mini hanım, büküm büküm oldu canım!

Yayınlandı: Kasım 29, 2012 / orta bir türkçe dilbilkisi

Allah Allah! AA tipi ikilemeler konusundaki imece çalışmamızı adım adım ilerleyerek sonuca vardırmanın hayali ve heyecanıyla tatlı tatlı çalışırken nedir bu başıma gelen sevgili okurcuklarım!

***

Konuya ciddi ciddi ilgi duyanlarınızla ateşli ateşli tartışaraktan güzel güzel götürüyorduk işi; sizler öbek öbek ikileme örnekleri gönderirken ben de önerilerinizi bilmiş bilmiş eleştiriyor, doğru bulduğum ikilemeleri listeye bir bir ekliyordum ve öyle öyle çalışmamızı olgunlaştırıyor, azar azar yol alıyorduk. Emek emek uğraştığımız bu işin böyle aşama aşama ilerlemesi, ortaya dizi dizi örneklerin çıkışı fakiri gizli gizli sevindiriyor, içini kıpır kıpır ediyor, iştahlı iştahlı çalışmaya daha da heveslendiriyordu. Şimdi şimdi anlıyorum ki için için tahmin ediyormuşum başıma geleceği aslında da, onun için acul acul güncelleyip duruyormuşum ilmeği. Ne güzel efendi efendi marifet eyliyorduk şurada, şimdi sırası mıydı topak topak taş dökeceğim diye sürüm sürüm sürünmenin!

***

Evet evet, taş dökmeye hazırlanıyormuşum ufak ufak meğerse. Sol böbreğim usul usul taş üretmiş, vıcır vıcır kumla dolmuş. Taş yolun hemen hemen sonuna gelmiş, düşmek için önce hafiften hafiften yoklamış beni, sonra da olanca şirretliğiyle özümü inim inim inletmeye karar vermiş! Başıma türlü türlü rahatsızlık da musallat olduğu halde ben hayatta kolay kolay doktora gitmemişimdir, gitmem, hele hele çevremdekiler bu hususta ısrar ederlerse inadına inadına mızıklanırım. Bile bile lâdes işte! Hasta hasta çalışırken görünmez bir elin beni iyileştireceğini salak salak umut etmenin dayanılmaz bir çekiciliği vardır gözümde nedense. Ama bu sefer misli misli belaya çatmışım, üzüm üzüm üzülecekmişim de haberim yokmuş! Kös kös boyun eğdim başıma geleceklere.

***

Ajansta o gün pırıl pırıl bir gökyüzü, sıcak sıcak içilecek bir çay, yanında da çıtır çıtır bir simit özlemiyle sızlanır vaziyette, her zamanki gibi haldır haldır iş peşinde koşturur, harıl harıl çalışırken ikindiyi etmiştim. Aniden aklıma bizim veledin proje ödevi için internetten yazılı ve görsel malzeme toplamam gerektiği geliverince, “topu topu birkaç sayfalık ödev nasılsa, olsa olsa beş on dakika sürer; çarçabuk bitirir, işime dönerim” diye düşünerek hızlı hızlı o işe giriştim diğer işleri bırakıp. Power Point’te sayfa sayfa hazırlamaya başladım ödevi. Ertesi gün sunumu vardı çocuğun ve hiç zamanı kalmamıştı turnuva turnuva maç peşinde koşmaktan –yoksa niye ben yapayım onun ödevini, benim yapacağım araştırmayı kendisi haydi haydi yapabilir!

***

İnternetten teker teker derlerken malzemeyi, içim tuhaf tuhaf olmaya başladı. Kıvır kıvır kıvranmaya, acı acı inlemeye başladım. Kalbim küt küt atıyor; ara ara terliyor, hemen sonrasında da üşümekten dişlerim takır takır ediyordu. Acıdan alnım kırış kırış, suratım al al, dudaklarım büzüş büzüş, gözlerim çakmak çakmak olmuş –anlattılar sonradan. Bunun yanında diş miş hikâyeymiş meğerse, aman aman bir ağrı değilmiş –öyle feci, tırım tırım tırmalar bir hal!

***

Amma uzun uzun öyküledim, değil mi! N’apayım, adamı acıdan böylesine ciyak ciyak bağırtan bir durumla ilk defa karşılaştım da ondan. Neyse, arada olanları bıdı bıdı anlatmayayım. O ilk kıvranma nöbeti geçince sakin sakin düşünmeye çalıştım. Bu ülkenin hastanelerinde akşam akşam adam gibi doktor bulmak ne mümkün! Bari biraz sakinleşip gideceğim yere de temiz temiz gideyim diye tıpış tıpış eve geldim. Fellik fellik dolaşıp hastane aramanın manâsı yoktu, ne de olsa çevremizde doktor doktor sürünmüş birçok dostumuz arkadaşımız mevcut, ama yine de hastane hastane dolaşmak varmış kaderimde! Ajanstan çıkmadan önce, bilgisayarımı kapatmak aklıma geldi ve size telaşlı telaşlı o mesajı yazıverdim işte ayaküstü. Amacım merakınızı köpük köpük köpüklendirmek değildi elbet; sadece önem verdiğim bir konuyu durduk yerde yarım bıraktığım, maymun iştahlılık yaptığım gibi bir izlenim yaratmamak için o mesajı yayımlamak istedim –öyle korkmuştum ki belki de ameliyat olacağımı ve bu yüzden internete de uzun süre rahat rahat giremeyeceğimi düşünmüştüm.

***

Zaman zaman gelen dayanılabilir ağrı nöbetlerini saymazsak nispeten sakin ve ayakta geçen birkaç saatten sonra, artık gündüz gözüyle hastaneye gidip adam gibi muayene ve tedavi olayım hesabıyla yatmış ve yeni yeni uykuya dalar gibi olmuştum ki gece gece tekrar feci şekilde kıvranmaya başladım. Son sürat hastaneye vardık, kontrollerden geçerken orada da ağrım sancım tuttu, fakat aheste aheste kürek çeken asistan doktor teşhis koyamadı bir türlü. Sakinleştirici bir iğneyle eve geri gönderdi bizi, arsız arsız sırıtarak. (İğne vurulacağını anlayınca tüylerim diken diken oldu ve siz deyin tir tir, ben diyeyim zangır zangır titremeye başladım.)

***

Fitil fitil burnumdan geldi uyku, sabahı zor ettim. Dokuz sularında yaşadığım, öncekilerin şiddetini fersah fersah aşan yeni bir nöbetle fırladık evden, başka bir hastaneye vardık. Matrak matrak konuşan bir şişko doktor, vücudumu karış karış muayene ettikten sonra, acı gerçeği dobra dobra suratıma söyledi. Vah vah! Şaşkın şaşkın bakakalmışım, taş düşüreceğim hiç mi hiç aklıma gelmezdi. Karaciğerimden ve karnımdan da ayrıca şüphelenen bizim sevimli doktor, özümü ultrasona da yollayınca yavaş yavaş korku dağları sardı bende! Kahretsin, bardak bardak su içirdiler USG öncesi. Lıkır lıkır götürmek zorunda kaldım on bardak suyu.

***

Doktor haklıymış; karaciğerimde damarlar boğum boğum olup toplanmış, prostatım iltihaplanmış, ürettiği kocaman taştan dolayı sol böbreğim şişmiş. Karaciğerdeki oluşumun habis bir tümöre dönüşme tehlikesinin olup olmadığını anlamak üzere MR çektirmem gerektiği de söylenince, çok çok bir saati alır diye düşündüğüm bu muayene sürecinin uzayacağı anlaşıldı. S*ke s*ke ödeyip bir çuval dolusu parayı, ilaçları da alıp döndük eve. (Ağzımız da bozuldu bu arada, tövbe tövbe!)

***

Şimdi zıp zıp zıplayarak, ip atlayarak, avuç avuç hap yutarak, fincan fincan maydanoz, gilaburu ve mısır püskülü suyu içerek, midemi cumbul cumbul sıvıyla doldurarak mesanenin kapısına dayanmış olan kocaman taşı yerçekimi kanununa tabi kılmaya çabalama sürecine girmiş bulunmaktayım sevgili Kamçatkalı hemşehrilerim. Daha MR çektirirken zinhar yutkunmamak, karaciğerde bi halt yoksa sevincinden hobbidi hobbidi hoplamak ve yaşını başını almış prostatlı statüsünden kademe kademe uzaklaşmak gibi ödevlerim var.

***

Bu arada –çenemizin böyle çen çen düştüğü bu makalemizden de anlayabileceğiniz üzere- Türkçemize hayrı dokunma görevini erim erim erisek de, yorgan döşek zıbarsak da asla ve kat’a ihmal etmiyoruz. Kırmızı kırmızı kurdâleleri hakettik, öyle di mi okurcuğum!

***

Yakın ilginiz için hepinize tek tek teşekkürlerimi ve şükranlarımı, istemeyerek merakta bıraktığım için de özürlerimi sunarım.

***

Hadi bakalım efendi, paşa paşa ve de gümbür gümbür görevinin başına, marş marş! Siz de çeşit çeşit ikilemeler göndermeye devam ediniz lütfen.

(*) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 22.12.2006 – 16:32 Yazar | ORTA BİR TÜRKÇE DİLBİLKİSİ | 75 Yorum |

Reklamlar
yorum
  1. metin dedi ki:

    75 Yorum »

    Bu yazıyı yazarken WordPress nedense gıcıklık yaptı, paragrafları bir türlü birbirinden ayırmaya yanaşmadı; beni aralara gereksiz yere asteriskler koymak zorunda bıraktı.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 16:34 | Düzenle

    Çok geçmiş olsun Metin bey, sesinizi yeniden duymak güzel..
    Lütfen kendinize iyi bakin,
    Söyleyin taşlarınıza dursunlar durdukları yerde adamın kafasını bozmasınlar :))

    Yorum tarafından Lal | 22.12.2006 – 16:54 | Düzenle

    Lâl Hanım, çok teşekkür ederim, çok naziksiniz.

    (Fırsat bu fırsat, bu vesileyle sizi de göreve çağırayım! İkileme göndermek var, ikilemek yok!)

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:02 | Düzenle

    Çok çok geçmiş olsun. Bilirim insanı yatak duvar tırmalattıran o sancıyı. Doktorum demişti, Bir insanın vücudunun hissettiği en büyük sancıymış böbrek taşı düşürmek. Üstelik ben onu on günlük bir anne iken mini mini bir bebeğe bakmak zorunda iken yaşamıştım. Zır zır ağlayan bir bebek, çaresiz şaşkın şaşkın bakınan bir baba, bilmiş bilmiş onu da pişiren bunu da da yediren bir anne ve kıvrana kıvrana taş düşürmeye çalışan ben. İlaç kullanmak yasak, ağrı mağrı hak getire. Çok fenaydı anlayacağınız. Bir an evvel acılarınız diner umarım. Tekrar çok çok geçmiş olsun.

    Yorum tarafından e-mine | 22.12.2006 – 17:06 | Düzenle

    E-mine Hanım,

    Teşekkür ederim. Sizin durum benimkinden çok daha betermiş valla, size de geçmiş olsun. Bu vesileyle bütün annelerin annelik duygusu önünde saygıyla eğilirim bir defa daha.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:08 | Düzenle

    Metin Bey
    Geçmiş olsun. Bir bakalım dedim neler oluyor jazzetta’da… Gitmiştiğiniz…

    Allah şifalar versin.

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 17:14 | Düzenle

    Ali Bey,

    Sağolun varolun. Arada bir gelmeyin, her zaman gelin malikanemize lütfen!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:15 | Düzenle

    Yanlış yazmışım.
    “Gitmiştiniz efendim, gitmiştiniz”

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 17:15 | Düzenle

    Önemli değil, anlamıştım. Lütfen 7′ye bakınız.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:16 | Düzenle

    Metin Bey
    Gelmeye çalışıyorum. Özellikle de ikilemeler…

    Rahmetli Nejat Muallimoğlu’nun Türkçe Bilen Aranıyor kitabında Bölüm 23′te “İkileme: Türkçe’nin Emsalsiz Bir Özelliği” olarak otuz sekiz sayfa ayırdığını hatırlatmak istiyorum.

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 17:25 | Düzenle

    Gelmiş geçmiş olsun Metin Bey tez zamanda taş düşer ve sizde sağlığınıza kavuşursunuz umarım..Allah yar ve yardımcınız olsun..

    Yorum tarafından Vecihe | 22.12.2006 – 17:26 | Düzenle

    Ali Bey,

    Amaninn! O kitabı nereden temin edebiliriz acep?

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:28 | Düzenle

    Vecihe Hanım,

    Çok sağolun efendim. İnşallah fazla uğraştırmaz beni şu kahrolası taş… Değilse çekeceğim var!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:29 | Düzenle

    Geçmiş olsun.O bayıltıcı ağrıyla hastaneye gidiyorum mesajı bırakmanızı tebrik etmek lazım.
    Sağlık ve huzurla..

    Yorum tarafından çuvaldız=herkes alınsın | 22.12.2006 – 17:31 | Düzenle

    metin bey, geçmiş olsun. allah, tez vakitte şifanızı versin inşallah.

    ömr-ü hayatımda ikilemelerin bu denli yoğunlukta kullanıldığı, bir yazıyı ilk kez gördü bu gözler. yok, tarihe geçer yazı. hakikaten yazınız çok güzeldi, çok da ironik.

    Yorum tarafından ırmak | 22.12.2006 – 17:32 | Düzenle

    Çuvaldız Bey,

    Siz de çok naziksiniz. Çok teşekkür ederim. Walla ne bileyim işte, sorumluluk duygusu galiba bir çeşit!

    (Öbür ilmekte imecemiz devam edecek efenim. Beklerim. Ben birazdan tekrar gireceğim oraya.)

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:34 | Düzenle

    “Ezim ezim eziliyor yüreğim
    Çok yalvardım kabul olmaz dileğim”.. demiş türküyü yakan…

    Endişelendik, her şey oluna girdiyse efil efil esen seher yelleriyle uyanasınız bundan sonra…

    Geçmiş olsun

    Yorum tarafından afşar çelik | 22.12.2006 – 17:38 | Düzenle

    Metin Bey
    Size ödünç verebilirim veya da satın almak isterseniz: Avcıol Basım-Yayın…

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 17:41 | Düzenle

    Afşar Beyciğim,

    Çok sağolun, çok incesiniz, çok teşekkür ederim.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:43 | Düzenle

    Irmak Hanım,

    Size de çok teşekkür ediyorum. Hem ilginiz ve dileğiniz, hem de iltifatınız için.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:44 | Düzenle

    Ali Bey,

    İnternette satılıyor mu diyerek bir araştıracağım. Ya da nerede bulunabilir bu kitap, bilginiz var mıdır?

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:44 | Düzenle

    Metin Bey
    Birkaç yerde var:
    1. http://dukkan.dharma.com.tr/V1/Pg/BookDetail/Number/20703
    2. http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=GOOWPJPYHT3LG6XCGK1M

    Ve Avcıol’un telefon numaraları da : 511 22 07 ve 522 40 51.

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 17:54 | Düzenle

    Ali Bey, çok sağolun. En kısa zamanda edinmeye çalışacağım bu kitabı.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 17:55 | Düzenle

    19′a ek:

    Afşar Bey,

    Bu arada iki adet ikilemenizden biri listede yoktu. Onu ekleyeceğim listeye. Katkınız için de ayrıca teşekkürler.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 18:00 | Düzenle

    Metin bey; size tırıs tırıs diyorum ve tırıs tırıs gidiyorum 🙂

    Yorum tarafından Lal | 22.12.2006 – 18:03 | Düzenle

    Eyvah, listede vardı o!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 18:05 | Düzenle

    Metin Bey
    Rica ederim. Muallimoğlu’nun diğer kitaplarına da bir göz atmanızı dilerim.

    Yorum tarafından Ali Saglam | 22.12.2006 – 18:06 | Düzenle

    Peki Ali Bey. Hele bir o kitabı bulup okuyayım!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 18:07 | Düzenle

    Listeye baktım göremedim valla! ama üzüm üzüm üzüldüm..

    Yorum tarafından Lal | 22.12.2006 – 18:10 | Düzenle

    Ağabey, geçmiş olsun. Aklımı aldın öyle müphem bir not bırakınca.

    Allah acil şifalar versin. Tez zamanda atlatırsın inşaallah.

    Hürmetler..

    Yorum tarafından Suat Öztürk | 22.12.2006 – 18:20 | Düzenle

    Lâl Hanım,

    Walla o da var!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 18:35 | Düzenle

    Suat Bey,

    Çok sağolasınız. Walla apar topar uzaklaşmak zorunda kaldım ekran başından, bilgisayar başına oturacak, internete girecek, posta kutusunu açacak halim ve vaktim filan da olmadığı için sizi merakta bırakmak zorunda kaldım. Özür dilerim.

    İnşallah önce şu mendebur taşı bi düşürürüm. Sonra da karaciğerimizin karalar bağlayıp bağlamadığını öğrenmeye sıra gelecek!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 18:38 | Düzenle

    Metin Bey,

    Hoş geldiniz ve çok çok çok geçmiş olsun!

    Yorum tarafından özge | 22.12.2006 – 19:41 | Düzenle

    Özge Hanım,

    Çok teşekkür ederim efendim. Bu badireyi de atlatırsam iyi olacak!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 19:46 | Düzenle

    20′ye ek:

    Irmak Hanım,

    Bu arada yazıda gözümden kaçan bir ifadeyi düzelttim ve böylelikle orada kullandığım ikileme sayısı da bir artmış oldu!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 19:52 | Düzenle

    artık bize düşünecek ikilem de kalmadı gibi 🙂

    Yorum tarafından Yaşam Kulübü | 22.12.2006 – 20:01 | Düzenle

    Bu deniz bitmez Elif Hanım! Yeter ki siz aramızdan kaybolmayınız.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 22.12.2006 – 20:03 | Düzenle

    :)kaybolmayacağımdan emin olabilirsiniz, hepinize uğrayacağım, okuyacağım herzamanki gibi..

    Yorum tarafından Yaşam Kulübü | 22.12.2006 – 20:08 | Düzenle

    Metin bey çok geçmiş olsun,Allah’ım tez zaman da şifa versin.

    Yorum tarafından saliha | 22.12.2006 – 21:57 | Düzenle

    Metin Bey,
    Çok geçmiş olsun. Çok, çok üzüldüm acı içinde olmanıza. Umarım karaciğerde bir sorun yoktur. Varsa bile, karaciğer kendini çok çabuk onarırmış, biliyorsunuz. Birisine telefon numarası bırakamaz mısınız? İşyeri telefonu mesela. Oylama yapabiliriz bunun için.

    Yorum tarafından endiseliperi | 22.12.2006 – 22:11 | Düzenle

    Metin bey,
    korkuttunuz bizi:)
    şükürler olsun…
    sevgi ve saygılarımla

    Yorum tarafından ece | 23.12.2006 – 00:14 | Düzenle

    Burada belki meraklısı vardır, doğal dil işleme üstüne birkaç haber, birkaç not ve link:

    Doğal dil işleme üstüne kısa kısa…

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 23.12.2006 – 02:16 | Düzenle

    Emre bey,

    [Sizin de yorumlariniz kapali. Buraya yaziyorum.]

    Windows erisiminiz varsa, suradaki deneme seyini indirip calistirabilirsiniz.

    http://turkce.veya.biz/

    Bir zip dosyasi var orada. Icinde bir exe ve bir de txt dosyasi.

    Exe’yi kosturamazsaniz bile, icindeki txt dosyasi size faydali olabilir.

    her satirda bir kelime var ve insani acidan mumkun oldugu kadar ayiklanmislardir (yani, hatali olan olmamasi lazim).

    O kelimeleri hecelemekle ise baslayabilirsiniz. Zemberek’e de (Ahmet beye) onu gonderdiydim.

    Bir de suraya bakmak isteye bilirsiniz. Oradaki tabloda bir iki typo var, bir ara duzeltecegim.

    Onun haricinde, resmi gormekte yardimci olabilir.

    Lisp gibi bir sey bu amacla ideal oldugunu saniyorum. Derlenmis Lisp’in surati nasildir?

    Ha.. bir de, yazip bitirdiginizde 10 satirdan uzun olursa kabul valla etmem :))

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 23.12.2006 – 09:12 | Düzenle

    Müzmin Anonim Bey,

    Programınızı ne zamandan beri denemek istiyordum, hatırlattığınız iyi oldu, şu anda Debian GNU/Linux çalıştırıyor ev bilgisayarım, WINE ile bir denerim sizin programı olmadı hafta için ofisteki MS Windows 200 makinamda denerim.

    Common Lisp’in hızına gelince tür tanımlamaları düzgün ve eksiksiz yapılıp derlendiğinde bildiğim kadarı ile epey süratli olabiliyor (tabii yavaş ve pek optimize olmayan CL kodu yazmak kolay, ustaca yazmak deneyim gerektiriyor yani biraz optimize çalışan beyin de gerektiriyor).

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 23.12.2006 – 13:28 | Düzenle

    Metin bey, gecmis olsun. Sizin kadar olmasi mumkun degil tabii ama korkuttunuz bizi. Iyi haberleri bekliyoruz.

    Sosisli isterim diye tutturan arsiz evladina ‘bobregim sanciyor eve gitmemiz lazim’ demek yerine ‘yok kizmadim, nereden cikartiyorsun, niye kizayim? Ben sana sosisli almayi seviyorum ama annene soyleme’ derken yuzunu fazla burusturmamaya calisarak tostcu kuyrugunda bekleyen rahmetli babami hatirlattiniz bana. Ben acaba parasi mi yok da bana soyleyemiyor filan diye dusunmustum. Size nasihat edecek yasta degilim tabii ama ekleyeyim: onun o sahneden kendisine sancinin da evlat sevgisi kadar hayatin parcasi oldugu gibi bir ders cikarttigini ve bize bu kesfini anlatmaya calistigini hayal meyal hatirliyorum. Tabii rahmetli annem bana yine sosisli alindigini da ogrenmisti bu sayede, ama o da ses cikartamamisti. Simdi daha manali tarafini hatirladigima bakmayin, bundan benim o zaman cikarttigim ders pis sokak yemegi yemenin aslinda ciddi bir kabahat olmadigi yonunde olabilir.

    Muzmin bey:

    Lisp gibi bir sey bu amacla ideal oldugunu saniyorum. Derlenmis Lisp’in surati nasildir?

    C ile yazilmis programin ayni problem icin aldigi zaman carpi 1 ile 2 arasi olur genelde. Ama o hizda calisan programi yazmak icin biraz tecrubeli olmak lazim. Bu bizim lispciler icin cok iyi bir firsat olur, ciddi optimizasyon tekniklerini ogrenirler. Bu hizlandirma islerinde yeni ogrenenler icin fayda kendi programlarini hizlandirmak icin ogrendikleri seylerin aslinda programlama dilleri ve endirekt olarak mimari acisindan kendilerine cok sey ogretmesinde. Muhabbet ettikleri lisp sisteminin icinde disassembler olmasi, optimize ettikce kolayca neyi nasil yapinca ne oldugunu gormeleri filan lispi bu is icin iyi bir arac yapiyor.

    Ha bir de su kolay tabii: program yazan program yazmak kolay oldugu icin bazi durumlarda C ile kolayca yakalanamayacak hizlari — o kodu kolayca yazdiginiz icin — yakalamak mumkun olabiliyor.

    Onemli olan programin hizi degil aslinda. ‘Exporatory programming’ dedigimiz tur yaklasima iyi destek oldugu icin lisp faydali bu islerde. Benim korkum su yalniz: eger denemeler buyuk corpuslar kullanilarak yapilacaksa 32 bit lisp kullananlar diske gitmeyi goze aldiklari durumda bile rahat edemeyebilirler.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 23.12.2006 – 13:29 | Düzenle

    Bulent bey,

    C ile yazilmis programin ayni problem icin aldigi zaman carpi 1 ile 2 arasi olur genelde. Ama o hizda calisan programi yazmak icin biraz tecrubeli olmak lazim.

    Kafam karisti.. Bu @#$%^ Lisp ne ise yarar bir turlu anlayamayacagim..

    Iste, ortada tam da list processing turu bir problem var. No type checking, no floating point.. nothing. Pure text.. Hala daha, C’nin iki misli nicin oluyor? O kadarini Perl de (Ruby bile) becerir bence…

    Nicin bu kadar yavas? Derleyici sorunu mu var?

    Bu bizim lispciler icin cok iyi bir firsat olur, ciddi optimizasyon tekniklerini ogrenirler. Bu hizlandirma islerinde yeni ogrenenler icin fayda kendi programlarini hizlandirmak icin ogrendikleri seylerin aslinda programlama dilleri ve endirekt olarak mimari acisindan kendilerine cok sey ogretmesinde. Muhabbet ettikleri lisp sisteminin icinde disassembler olmasi, optimize ettikce kolayca neyi nasil yapinca ne oldugunu gormeleri filan lispi bu is icin iyi bir arac yapiyor.

    Bunlar iyi seyler –yani, daha iyi dusunebilmek yetenegi kazandirmasi.

    Ama, gercek hayatta Lisp neye yariyor?

    Ne yapmak istersem Lisp bilsem daha iyi olur?

    Ha bir de su kolay tabii: program yazan program yazmak kolay oldugu icin bazi durumlarda C ile kolayca yakalanamayacak hizlari — o kodu kolayca yazdiginiz icin — yakalamak mumkun olabiliyor.

    Akliniza gelen bir iki kategori varsa sayabilir misiniz. Gercekten merak ediyorum.

    Onemli olan programin hizi degil aslinda. ‘Exporatory programming’ dedigimiz tur yaklasima iyi destek oldugu icin lisp faydali bu islerde.

    Yani?

    Scripting gibi bir kullanimdan mi bahsediyoruz?

    Benim korkum su yalniz: eger denemeler buyuk corpuslar kullanilarak yapilacaksa 32 bit lisp kullananlar diske gitmeyi goze aldiklari durumda bile rahat edemeyebilirler.

    Bunu da anlamadim. Benim yukarida bahsettigim corpus 2 MB’den az; 140 bin satir (1 kelime 1 satir).. bunun gibi seyler sorun mu oluyor?

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 23.12.2006 – 14:29 | Düzenle

    Emre bey,

    Programınızı ne zamandan beri denemek istiyordum, hatırlattığınız iyi oldu, şu anda Debian GNU/Linux çalıştırıyor ev bilgisayarım, WINE ile bir denerim sizin programı olmadı hafta için ofisteki MS Windows 200 makinamda denerim.

    Aslinda Linux icin de derleyebilirim; ama, su anda yapmasam daha iyi olcak. Benim Linux ile ilgili planlarimda bu tur seyleri bir daemon yapmak ve TCP/IP ya da native socket uzerinden diger uygulamalarla (XML/RPC filan) konusturmak olacak.

    Her neyse. Onu yeniden yaziyorum. O, ‘early optimization’ illetine ducar oldu.. 94′de yazdigim seyin ne yaptigini simdi ben bile takip edemiyorum –hatirlamiyorum. Aciklamalar filan da bir ise yaramiyor. Hece cozme isinde bit arithmetic kullanilacagi akliniza gelir miydi? Benim gelmis ve assembler’dan azicik daha okunakli bir sey yazmisim :))

    Bir de data meselesi var.. Artik akillandim: Bundan boyle data sadece ve sadece XML olacak. Hz Isa zamaninda bile var olan DBF ya da CSV bile zamanla basbelasi oluyor…

    Dolayisi ile, elim mahkum yeniden yaziyorum. Iyi de oluyor. Yapmak –eklemek– istedigim seyler vardi.

    Common Lisp’in hızına gelince tür tanımlamaları düzgün ve eksiksiz yapılıp derlendiğinde bildiğim kadarı ile epey süratli olabiliyor (tabii yavaş ve pek optimize olmayan CL kodu yazmak kolay, ustaca yazmak deneyim gerektiriyor yani biraz optimize çalışan beyin de gerektiriyor).

    Bulent beye sordum, size de sorayim: Lisp icin ideal problem kategorisi nedir?

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 23.12.2006 – 14:39 | Düzenle

    Müzmin Anonim Bey,

    Common Lisp ne tür işlere yarıyor derseniz, tabii herkes kendi işi ile ilgili kısımlara bakıyor, misal bir süre doğal dil işleme, sıradüzenli sözdizim ağaçlarının görselleştirilmesi, algoritmik besteleme gibi şeylerle uğraştım uğraşıyorum ve dilin epey esnek olduğunu, pek çok olanak sunduğunu düşünüyorum. CL gibi etkileşimli çalışma ortamı varken Perl, Ruby gibi şeyler pek aklıma gelmiyor, onları farklı yerlere uygun görüyorum.

    Kimisi de mesela web programlama için kullanıyor Common Lisp’i, Türkiye’de şu anda web programlama için kullananlardan biri de COR3 isimli bir yazılım geliştirme ekibi. Bu sene Ankara’daki Linux şenliğinde ve INET-TR etkinliğinde sunumları olmuştu, onlara bakılabilir.

    Yahut mesela Common Lisp ve OpenGL kullanıp endüstriyel, simülasyon vb. işleri ile uğraşanlar var diye biliyorum Türkiye’de.

    Common Lisp neleri yapmaya müsait başka? Söz gelimi birkaç GB’lik RDF verisini bir iki dakikada yükleyip indeksleyebilmek için uygun.

    Tabii sadece RDF, Semantic Web türü işler için uygun olduğunu söylemek bu dilin geçmişine ve bugününe haksızlık etmek olur. Başka alanlarda nasıl kullanıldığını merak eder iseniz buraya, buraya yahut şuraya bakabilirsiniz.

    Ya da işte başka alanlarda deneyimli programcıların bir kısmı CL ile ilgili neler hissediyor, eğlenceli bakış açıları için Road to Lisp Highlight Film‘e bakabilirsiniz.

    Tabii Common Lisp sadece RDF, semantik web, OpenGL, RegEx Coach, vb. uygulamalar için uygun değil. Epey yetenekli müzisyenler de Common Lisp ile epey ilgileniyor ve ortaya Common Music gibi şeyler çıkarıyorlar.

    Yahut mesela İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilgisayar Bilimleri bölümünden bazı araştırma görevlileri CL’yi başka sistemlerle entegrasyon sağlamak için ara katman olarak kullanmanın yanısıra ağ yönetimi ile ilgili bazı sistemler geliştirmek için de kullanıyorlar (bunları sanırım gelecek sene Cambridge’de düzenlenecek olan International Lisp Conference etkinliğinde detaylı olarak anlatacaklar).

    Sonuç itibari ile sizden özür diliyorum çünkü siz “ideal kategori nedir” diye sormuşsunuz, tek bir kategori gösteremedim size, konu dilbilimden müzik bestelemeye, endüstriyel uygulamalardan RDF “parse” etmeye pek çok şeye uzandı. Dolayısı ile ideal tek bir ya da iki kategori var mı şu anda buna net bir cevap veremiyorum.

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 23.12.2006 – 15:09 | Düzenle

    Iste, ortada tam da list processing turu bir problem var. No type checking, no floating point.. nothing. Pure text.. Hala daha, C’nin iki misli nicin oluyor? O kadarini Perl de (Ruby bile) becerir bence…

    Bildiğim kadarı ile hayır. Yani o kadarını Perl beceremez, Ruby hiç beceremez. Ruby’cilerin bizzat kabul ettikleri gibi şu anda Ruby performansı Perl ve Python’a kıyasla çok daha yavaş ve Perl ile Python da C’ye göre yavaş. Ha tabii şu var, benzer bir durum yani siz gider Perl ile çok “idiyomatik” bir şey yazarsınız, ortalama bir C programcısının yazacağından 2-3 kat daha hızlı çalışabilir, C programcısının o performansı yakalaması için saatler ve satırlar harcaması gerekir (eğer sıfırdan yazıyorsa), bunun sebebi de basitçe Perl’in bazı belli işler için çok optimize tasarlanmış olması. Öte yandan Ruby gibi yavaş bir dili bir kenara bırakırsak bildiğim kadarı ile Perl’i her durumda C’ye yaklaştırmak o kadar kolay değil (C’de de düzgün ve optimize kod yazıldığı durumlarda).

    Bu arada programlama dilleri performans kıyaslamaları için Programming Language Shootout sitesine başvurulabilir, benim güncel olarak gördüğüm, mesela geçenlerde çıkan SBCL 1.0 (Steel Bank Common Lisp) ve gcc kıyaslaması burada mevcut.

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 23.12.2006 – 15:19 | Düzenle

    Kafam karisti.. Bu @#$%^ Lisp ne ise yarar bir turlu anlayamayacagim..

    Kullanirsaniz ancak olur. Benim Turkiye’deki lisp eforunda yer almamin sebebi lispin iyiliginden farkli. Bunu bir yerlere yazmistim uc bes kere, bulursam linklerim.

    Iste, ortada tam da list processing turu bir problem var. No type checking, no floating point.. nothing. Pure text.. Hala daha, C’nin iki misli nicin oluyor? O kadarini Perl de (Ruby bile) becerir bence.

    Iyi bir derleyiciyle becermemeleri icin bir sebep yok. C’yi assembler gibi kullanmak kabil (sart degil ama kolay), o yuzden o hizlari dinamik yapidaki bir dilde yakalamak kolay degil. Harc-i alem ve kucuk problemler icin bu karsilastirmanin yapildigi bir yer var:

    http://shootout.alioth.debian.org/gp4/benchmark.php?test=all&lang=all

    Ama, gercek hayatta Lisp neye yariyor?

    Ne yapmak istersem Lisp bilsem daha iyi olur?

    Cozmeyi bilmediginiz ve cozmeyi kimsenin de bilmedigi problemleri cozmeye kalkiyorsaniz faydali olur mesela. Bu dile hakim iseniz boyle. Ben su anda ticari olarak kullaniyorum ama dile hakim oldugum icin ve hizli bir sekilde tarifi pek belli olmayan (ama tarif ortaya cikinca cozumu bilinen) problemleri cozmek icin elimdeki en iyi arac oldugu icin kullaniyorum. Yani musteriden ciddi bir spec alip Hindistandaki C++ ordusuna paslamak yerine, soyle olsun mu boyle olsun mu bakin sunu da yaptik derken ustumuze ‘bunu yapmamiz aylar surer batariz’ diye risk almadan o tarz calismada olan primi yemek (ve itiraf edeyim maddi olmayan bakimdan da tatmin olmak). Daha genel bir propaganda icin:

    http://www.gigamonkeys.com/book/introduction-why-lisp.html

    Bence dogru, ama anlatilmasi zor bir tavisye icin (ESR’dan):

    Other languages of particular importance to hackers include Perl and LISP. Perl is worth learning for practical reasons; it’s very widely used for active web pages and system administration, so that even if you never write Perl you should learn to read it. Many people use Perl in the way I suggest you should use Python, to avoid C programming on jobs that don’t require C’s machine efficiency. You will need to be able to understand their code.

    LISP is worth learning for a different reason — the profound enlightenment experience you will have when you finally get it. That experience will make you a better programmer for the rest of your days, even if you never actually use LISP itself a lot. (You can get some beginning experience with LISP fairly easily by writing and modifying editing modes for the Emacs text editor, or Script-Fu plugins for the GIMP.)

    Bu konuda hem kendisi profesyonel bir programci (ben degilim) oldugu icin hem yakin zamanda ve AI ile alakasiz bir sebepten CL’e bulastigi icin Emre beyin farkettigi ve hissettikleri daha degerli olabilir. Ben biraz dinazorum, arka planim da bugunku dunyada yaygin degil (20li yaslarda ancak elleyebildim bilgisayara).

    Akliniza gelen bir iki kategori varsa sayabilir misiniz. Gercekten merak ediyorum.

    Var. Kendim machine learning tipi isler ile ugrasirken kullanirdim mesela. Cok daha basit bir ornek karalamistim bir yere:

    http://groups.google.com/group/comp.lang.lisp/browse_frm/thread/e2c285b27800c852/9f6a68f0c2e20417#9f6a68f0c2e20417

    Scripting gibi bir kullanimdan mi bahsediyoruz?

    Bugunku terminolojide ona yakin denebilir, ama degil aslinda. Emre bey aklimdakini anlamistir, lisp makineleri veya slime filmlerinden hangisi uygun diye soylerse bir film tavsiye edebiliriz belki.

    Bunu da anlamadim. Benim yukarida bahsettigim corpus 2 MB az; 140 bin satir (1 kelime 1 satir).. bunun gibi seyler sorun mu oluyor?

    Yok o olmaz tabii! Benim aklima bir iki giglik corpuslar geldi. 32 bitlik lisplerde fixnumlar 29 bit filan oluyor, o obuyuklukte arrayleri indexleyemiyorlar.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 23.12.2006 – 15:26 | Düzenle

    Hah canavar propgandist bey benden hizli davranmis!

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 23.12.2006 – 15:27 | Düzenle

    Saliha Hanım,

    Çok naziksiniz. Teşekkür ederim iyi dileğiniz için. Bugün yine doktor doktor dolaştık. Birkaç günde taşı düşüremezsem makineye gireceğim sanırım.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.12.2006 – 15:29 | Düzenle

    Peri Hanım,

    Ah ne desem bilmem ki! Bir ben var ki kimi zaman benden içerü, kimi zaman arasam da bulamıyorum! Bulduğumda da onunla aramıza taşlar kumlar giriyor işte böyle…

    Sizlerin sıcacık kelimeleriyle moral buldum epeyce de… Sağolun, çok yaşayın, iyi yaşayın, mutlu yaşayın.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.12.2006 – 15:32 | Düzenle

    Ece Kardeş,

    Yorgun fakat daha iyiceyim şimdi. Gece sancılarım devam ediyor; hoplayıp zıplayıp, tonla su filan içip düşüremezsem doktor yolu görünecek yine. Dört beş ilaç yüklediler, bakalım n’olacak…

    Siz de çok naziksiniz. Sağolunuz.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.12.2006 – 15:35 | Düzenle

    Bülent Bey,

    Evet, haklısınız. Çok iyi anladım.

    Bu arada da çok teşekkür ederim efendim ilginiz ve iyi dileğiniz için size de…

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.12.2006 – 15:37 | Düzenle

    Ağabey burada trafik çok yoğun, yorumları okuyamadım acaba “büzük büzük” “yavşak yavşak” var mı listede? (Kusuruma bakmayın argo oldu biraz)

    Yorum tarafından Gelenek | 23.12.2006 – 21:32 | Düzenle

    :))
    ekleyelim hemen :)))))

    Yorum tarafından Yaşam Kulübü | 24.12.2006 – 00:56 | Düzenle

    Metin Bey,
    size ”geçmiş olsun” demedim, çünki sebebi var. o taşı/taşları hâlâ düşürmediniz değil mi? heh işte ben de bu yüzden bekledim, belki o arada düşürürsünüz diye.
    özellikle sağ böbreğinden epey miktarda taş-kum-çakıl düşürmüş bir kimse olarak size bâzı önerilerim olacak. ilaç milaç hak getire, boşuna içmeyin, o ağrıyı dindirebilecek bir ilaç yok şu anda. narkoz verebiliyorlarsa olur.dayanabileceğiniz ölçüde sıcak suyla doldurulmuş küvete girip yatın. o arada bol bol sıvı almayı ihmâl etmeyin. ”su için” demelerine de bakmayın, ikrah gelebiliyor, ne canınız çekiyorsa için. o kaçınılmaz an geldiğinde Allah yardımcınız olsun! korkutmak için değil, bilmeniz gerektiği için söylüyorum. çünki başka bir şey oluyor telâşına düşmeniz işten değil. ben ilk kez düşürdüğümde iç organlarım parçalanıyor sanmıştım, sonra tanımaya başlıyorsunuz ağrıyı. eğer konuşabilecek durumdaysanız taş düşürdüğünüzü söyleyemem, söyleyen de yalan söylüyordur, kişi konuşabiliyorsa o taş yerinde duruyordur. aslında size ne teşhis konduğunu da tam olarak anlamadım. belki de kum döküyorsunuz.kardeşimin başına da aynı iş geldiğinde, gittiğimiz özel hastanenin doktoru bizi apar topar taş kırma merkezine yolladı, meğer kendine âitmiş orası da. insan panikle herşeye evet diyor; olmayan taşını kırdılar kardeşimin, özel sigortası vardı filan çok dert etmedik ama normal şartlarda oldukça yüksek bir meblağ. ayrıca taş kırmanın bir seansta garantisi yoktur. olmayan taşı kırdıklarını da, oradan çıkıp çok bilinen özel bir hastanemizin yolunu tutarak, orada yapılan ikinci muayenede anladık. ben sağlamasını yapmak istedim çünki, kardeşimin taşı kırılırken (güyâ) bana da musallat oldular, âilede hikâyesi olduğu için bu rahatsızlığın. benimkini de kırmaya kalktılar, oysa ben evvelki hafta düşürmüştüm zâten :)öyle demeyin günde iki kişinin taşını kırsanız iyi para valla, kirâ, personel masrafları şusu busu hepsi çıkıyor 🙂

    umarım şu anda size konulan teşhisten eminsinizdir. değilseniz, lûtfen bir başka yere daha muayene olun.
    bu arada düşürdüğünüz taşı (eğer varsa ve düşerse) mutlaka saklayın ve test ettirin. sonra benim arsaya dökebilirsiniz, ben onca yazlığı neyle yaptım sanıyorsunuz 🙂
    diş hekimlerinin ve nefrolojistlerin bayıldığı hasta tipiyim. ”taş gibi kadın” ödülüne de adayım buradan duyurmuş olayım 😛

    Yorum tarafından candan | 24.12.2006 – 04:37 | Düzenle

    Metin Bey,
    nedir son durum?

    Yorum tarafından candan | 25.12.2006 – 16:07 | Düzenle

    Suat Bey,

    Ne yazık ki listede ikisi de varmış!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 25.12.2006 – 17:01 | Düzenle

    Cano Hanım,

    Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Maalesef henüz taşları bünyemden defetme işini henüz halledebilmiş değilim. Çabalıyorum bakalım. Bayrama kadar beceremezsem taktak aygıtına (ben öyle diyom!) mecburen gireceğiz! Taktakçı (!) tanıdık olduğu için sorun yok; zaten kendisi dedi önce sen düşürmeyi dene diye. Benim vereceğim malzemeyle sanırım tripleks inşa ettirmeniz mümkün olabilecek. Tanıdık mütayit (“müteahhit” diil!) var, habarınız ossun. Bol bol su, maydanoz suyu, gilaburu suyu, mısır püskülü suyu içerek serhoş olmaktayımdır. Bira da dediler emme hem ilaç içiyom, hemi de sevmem o mereti ben. Altıntop da alıp sıkacam suyunu.

    Şincilik vaziyet budur efenim. İlginiz için nahal teşekkür etsem bilemeyon.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 25.12.2006 – 17:08 | Düzenle

    Metin Bey,
    demek düşmedi meret,hmm…
    aklıma geldi söylemeden edemeyeceğim. bir yıldan beridir çok şükür taş ve diğer maddeleri ya üretmiyor böbreğim (maaşallah, deyin!), ya da kesin çözüm bulmuş olabilirim. faydası olacaksa okuyanlar da belki nasiplenir.
    o dediğiniz ot-bok-püsür, kimden ne duyulduysa içilmek suretiyle, tarafımdan denenmiştir. biri bir şey daha söylemişti ben en kolay onu yapabiliyordum, aklınızda bulunsun : yoğurt suyu. evet, hani yoğurdun üzerinde biriken su var ya işte o. biriktikçe içmeye başladım. zâten aldığınız paket yoğurda, bir kere kaşık sokarsanız hemen sulanır. mümkün mertebe bunu yapmaya çalıştım. günde bir çay bardağı dahi olsa içtim. hâlâ daha yoğurt yemek bende pek istek uyandırmasa da yoğurdun suyu oluşunca etrâfımdakiler muhakkak bene rezerve ederler o suyu 🙂
    taşı erittiği söyleniyor Metin Bey, benden duymuş olmayın 😉 olur ya, taş erirmiş ve sizin de ızdırâbınız burada bitermiş, ne güzel olurdu..bunu da lûtfen listenize ekleyin. esenlik dilerim..

    Suat Bey,
    bana mı didinğiz acep, ”listede ikisi de varmış” dirkene? sormayın.. emme gelbim yımışak daha 🙂

    Yorum tarafından candan | 25.12.2006 – 18:38 | Düzenle

    Cano Hanım,

    Yoğurt suyunu da içiyorum, söylemeyi unutmuşum onu.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 25.12.2006 – 19:35 | Düzenle

    Muzmin bey, linkler ise yaradi mi? [Gerci Common Lisp multi-paradigm ama] Turk lispciler yeni bir blog gezegeni baslattilar fonksoyonal gezenegn diye size soru sormak bahanesiyle linkini vereyim:

    http://www.opheus.net/

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 26.12.2006 – 17:02 | Düzenle

    Bulent bey,

    Aslida pek de olmadi. Yazan pir-i faninin oyle kadetmedigine eminim, ama, onca efsanevi methiye bence biraz ters anlamlar veriyor.

    Yani, son bin senedir birbir turlu mesakkat ile her turlu optimizasyonu yapmak zorunda kalmislar filan ama, hala daha (Visual basic’i saymazsak) bildigimiz programlama dillerinin iki kati kadar yavas sonuc veren bir seyin nesini matah bulduklarini hala daha anlayabilmis degilim.

    Boyle zamanlarda aklima hep ‘Mummy, if batman is so smart, why is he wearing his underpants on the outside’ sorusu gelir ve cevabini hala daha verebilmis degilim.

    Gercekten.. Madem yani problem grubunda iki misli daha yavas oluyor –iki misli daha hizli oldugu problem grubu nedir :))

    Verdiginiz site linki ile ilgili olarak da:

    Functional programming, extreme programming, agile programming etc.. for all I care sex is sex; except that Kamasutra is mutually active participation of couples in individualistic narcissist masturbation.. [Muzmin Anonim]

    :))

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 26.12.2006 – 17:29 | Düzenle

    [kismen duzeltilmis ikinci baski]

    Bulent bey,

    Aslida pek de olmadi. Yazan pir-i faninin oyle kasdetmedigine eminim, ama, onca efsanevi methiye bence biraz ters anlamlar veriyor.

    Yani, son bin senedir birbir turlu mesakkat ile her turlu optimizasyonu yapmak zorunda kalmislar filan ama, hala daha (Visual basic’i saymazsak) bildigimiz programlama dillerinin iki kati kadar yavas sonuc veren bir seyin nesini matah bulduklarini hala daha anlayabilmis degilim.

    Boyle zamanlarda aklima hep ‘Mummy, if batman is so smart, why is he wearing his underpants on the outside’ sorusu gelir ve cevabini hala daha verebilmis degilim.

    Gercekten.. Madem ayni problem grubunda iki misli daha yavas oluyor –iki misli daha hizli oldugu problem grubu nedir :))

    Verdiginiz site linki ile ilgili olarak da:

    Functional programming, extreme programming, agile programming etc.. for all I care sex is sex; except that Kamasutra is mutually active participation of couples in individualistic narcissist masturbation.. [Muzmin Anonim]

    :))

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 26.12.2006 – 17:31 | Düzenle

    Yani, son bin senedir birbir turlu mesakkat ile her turlu optimizasyonu yapmak zorunda kalmislar filan ama, hala daha (Visual basic’i saymazsak) bildigimiz programlama dillerinin iki kati kadar yavas sonuc veren bir seyin nesini matah bulduklarini hala daha anlayabilmis degilim.

    Hmm. 1x-0.5x C hizi oyle soylenince yavas geliyor halbuki genelde dili birakin compiler farki, optimizasyon ‘switch’i filan bile o civarda fark yaratabiliyor. Ciddi surat ihtiyaci icinde olan insanlar (meteoroloji filan) bu yuzden dil belli optimizasyonlara musade etmedigi icin yakin zamana kadar C yerine Fortran tercih ederlerdi mesela (pointer aliasing vs. problemler vardi). Dilin cok hizli derlenmeye yatkin olmamasi, SSC (Super Smart Compiler) komiklikleri bir tarafa o derece onemli olmayabiliyor — cunku CPU zamani programci zamanindan degerli degil her konuda. Ifade kabiliyeti cok daha onemli olabiliyor. Son senelerde ‘scripting’ dili dedigimiz harc-i alem isleri kisaca ifade edebilen dillerin populerliginin bir sebebi de bu. Malesef yogun C++ (sonra Java (sonda C#)) propagandasi yuzunden, ifade kabiliyeti genel anlamda guclu diller ile ‘scripting’ dilleri arasindaki — matematiksel olmayan — farki duzgun anlatabilecegimiz bir ortam olmadi.

    Bunu yazdiginizin anlamini aldigim sekilde cevapliyorum, yoksa shootout gibi pek manali olmayan mikrobenchmarklarda dahi muazzam paralar harcanmis Java’nin gonulluler tarafindan gelistirilmis SBCL ile ayni hizda ciktigini dikkate almak lazim. Iyi bir programcinin elinde lisp olunca iyi programcilarin baska dillerde uzun surede yaptiklari isin performansini yakalamasi da mumkun. Mesela lisple 2000li yillarda ilgilenmeye baslayan Edi Weitz, optimize olmus olmasi beklenen (ve C ile yazilmis) perl regexp makinesinden hizli bir regexp makinesi yazmisti:

    http://groups.google.com/group/comp.lang.lisp/msg/79ad29f138a2197e

    Gercekten.. Madem ayni problem grubunda iki misli daha yavas oluyor –iki misli daha hizli oldugu problem grubu nedir :))

    Bu dogru soru degil. En nihayet bilinen algoritmalarla belli bir platformda erisilebilinecek hizin limiti var. Eger C (veya assmebler) o sInIra vurduysa zaten yapilacak birsey yok. Hatayi programin isleme hizini dilin tek meziyeti olarak alirken yapiyorsunuz bence. Visual Basic’te filan olan problem yavas calismalari degil genel (genel anlamiyla genel, IT baglaminda degil!) amaclar icin kotu diller olmalari.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 26.12.2006 – 18:11 | Düzenle

    [yeniden]

    Hmm. 1x-0.5x C hizi oyle soylenince yavas geliyor halbuki genelde dili birakin compiler farki, optimizasyon ’switch’i filan bile o civarda fark yaratabiliyor.

    Dogru. Ama, benim sordugum soru ‘bu dili hangi compiler ile derlersem daha hizli olur’ sorusu degil zaten.

    Dilin cok hizli derlenmeye yatkin olmamasi, SSC (Super Smart Compiler) komiklikleri bir tarafa o derece onemli olmayabiliyor — cunku CPU zamani programci zamanindan degerli degil her konuda.

    Dogru.

    Ama, benim –su anda– ilgilendigim tarafi da zaten GUI tasarimi degil.

    ‘Motor’ diyebilecegimiz bir kismi uzerinde konusuyorum –yani, esasen pure unadultered code.

    Gonder-bekle-cevapver turunden bir sey de degil.

    ‘Al bunu. Icigini cicigini cikar ve sonucunun hemen bana bildir’ dedigimiz bir seyde benim acimdan CPU zamani yazan adamin zamanindan daha onemli.

    Ifade kabiliyeti cok daha onemli olabiliyor.

    Ama, bu ‘ifade kabiliyeti’ denen seyin aslinda cok da anlamli olmadigini Eskimoca (Intuit) vb gibi orneklerde konusmustuk saniyorum 🙂

    Son senelerde ’scripting’ dili dedigimiz harc-i alem isleri kisaca ifade edebilen dillerin populerliginin bir sebebi de bu.

    Dogru. Benim uzerinde durdugum da o degil dolayisiyla.

    Cunku, arka plandaki motor hizli olur ve ayni anda binlerce ‘scripting’ musterisine (client) hizmet verebilir.

    Birincisi hizli olmak zorunda; ikincisi ise ne olursa olsun; yani mumkunse kullaniciya hos gelsin ama hizli olmak zorunda degil.

    Seri uretim ile kupon uretim arasindaki fark da buradadir. Milyonlarca transistor yapiyorsaniz bu isi en hizli dekilde yapmak istersiniz. Radyo yapiyorsaniz da radyonun kullaniciya gzel gorunmesi ve kullanisli olmais gerekir. Hizi degildir onemli olan.

    Ben transistor imalati ile ilgileniyorum 🙂

    Malesef yogun C++ (sonra Java (sonda C#)) propagandasi yuzunden, ifade kabiliyeti genel anlamda guclu diller ile ’scripting’ dilleri arasindaki — matematiksel olmayan — farki duzgun anlatabilecegimiz bir ortam olmadi.

    Java hakkinda kanaatlerim degismege basliyor. Ozellikle x86 uzerinde JIT derleyicisi cok ilginc olabilmege basladi. Klasik derleyicilerden daha ilginc dahi olabiliyor cunku ilgili CPU’nun yeteneklerini ozel olarak kullanabiliyor. Yeni Java versiyonu bu bakimda eskilerinden cok farkli gibi. ‘Debug everywhere’ diyerek artik yabana atamayacagiz galiba.

    Bunu yazdiginizin anlamini aldigim sekilde cevapliyorum, yoksa shootout gibi pek manali olmayan mikrobenchmarklarda dahi muazzam paralar harcanmis Java’nin gonulluler tarafindan gelistirilmis SBCL ile ayni hizda ciktigini dikkate almak lazim.

    Shootout turu microbenchmark’lara ben de pek itibar etmiyorum, cunku bence alakasiz seylere agirlik verdikleir oluyor –satir sayisi filan gibi. Bir de, ilgili kodun ne derece optimize edildigi sorusu var. Yani, ayni seyi daha optimize yazilmis bir versiyonla degil de, genelde harc-i alem birinin yandigi snippet ile kosturuyorlar.

    O yuzden, ben daha kapsamli bir uygulamayi dikkate almak isterim. Asagidaki RegExp orneginiz bu bakimdan cok daha anlamli ve esasen ben de bunu bekliyordum.

    Iyi bir programcinin elinde lisp olunca iyi programcilarin baska dillerde uzun surede yaptiklari isin performansini yakalamasi da mumkun.

    Ah o ‘iyi programci’.. o namussuzu bir elime gecirsem ona neler yapacak ve yaptiracagim :))

    Mesela lisple 2000li yillarda ilgilenmeye baslayan Edi Weitz, optimize olmus olmasi beklenen (ve C ile yazilmis) perl regexp makinesinden hizli bir regexp makinesi yazmisti:http://groups.google.com/group/comp.lang.lisp/msg/79ad29f138a2197e

    Bu guzel. Simdi bununla ilgili bir iki soru sorayim: Bunu bir iki platformda bir lib olarak kullanmak mumkun mu (yani, Linux’da .so ve Windows’da .dll olarak)?

    Bu dogru soru degil. En nihayet bilinen algoritmalarla belli bir platformda erisilebilinecek hizin limiti var.

    Afedersiniz ama dilin beyan yetenegi zaten benim acimdan cok onemli degil; cunku Fortran gibi bnir sey kullanilabiliyorsa, baska hersey de kullanilabilirdir. Hiz limiti meselesine gelince: Benim istedigim sey zaten en az birebir olmais degil; fakat yariyariya olmasi da anlamli degil. Cunku Lisp bir GUI agirlikli platform degil. Mecburen hardcore sinifinda olacagini dusunuyorum.

    Eger C (veya assmebler) o sInIra vurduysa zaten yapilacak birsey yok.

    Iyi de, C ve assembler’in text processing turu islerde basbelasi oldugunu biliyoruz. Dolayisi ile, ben de, Turkce konusu konustugumuz icin, Lisp’in daha iyi olabilecegini dusunuyordum… Dusunuyordum ki, suratinin iki kat daha yavas oldugunu duydum –bu da, C gibi (text processing icin pek de uygun olmayan) bir seyle kiyaslandiginda soylendi.. Fakat, RegExp ornegi de bunun tersini soyluyor. I am confused.

    Hatayi programin isleme hizini dilin tek meziyeti olarak alirken yapiyorsunuz bence.

    Hata yaptigimi dusunmuyorum. Cunku, ayni kategorilerdeki seyleri kiyaslamaga calisiyorum. Motorlari motorlarla yani.

    Visual Basic’te filan olan problem yavas calismalari degil genel (genel anlamiyla genel, IT baglaminda degil!) amaclar icin kotu diller olmalari.

    Turkce konusuna ilk basladigimda VB v1.0 beta ile baslamistim. O zamanlarda da GUI arayuz prototipi amacli kullanirsaniz ideal idi. Ama, ben benim amaclarimin o olmadigini cabuk farkettim –3 ay icinde

    C’den hoslanmadigimi daha once soylemistim bir yerlerde. Pascal ile yazmistim. Pascal iyi hos da, iyi bir derleyici bulmak pek mumkun degil. galiba yazildiktan sonra C/C++ ile yeniden yazilacak..

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 26.12.2006 – 19:09 | Düzenle

    Bu guzel. Simdi bununla ilgili bir iki soru sorayim: Bunu bir iki platformda bir lib olarak kullanmak mumkun mu (yani, Linux’da .so ve Windows’da .dll olarak)?

    Olabilir ama makul mu bilmiyorum. Degecek birsey degil buyuk ihtimalle. Eger bahsettiginiz transistor orneginden gideceksek zaten regexp makinesi degil, elle optimize edilmis parser lazim. Regexp yutup, ugrasip size C veya assembler kodu veren birsey aklima geliyor.

    Hiz limiti meselesine gelince: Benim istedigim sey zaten en az birebir olmais degil; fakat yariyariya olmasi da anlamli degil.

    Hmm. Zaten ne yapacaginizi biliyorsaniz (yani elinizde algoritma varsa), ve belli bir hiz hedefiniz varsa C + assembly (ama isi bilen adam tarafindan yazilmis) en iyi cozum. Ozellikle Intel filanin (platform oysa) cok ciddi optimizasyon yapabilen C’leri var, ayni sekilde yeni mimariler icin hizli calisan kod kilavuzlari var. Eger transistor ornegi ise aklinizdaki, yok o. Ne bileyim cache kullanimi, branch prediction ozellikleri filan hep akillica kullanilabilecek seyler. %0-%100 fazla araligi eger onemliyse Intel derleyici ile GCC arasinda dahi o farklar bazen olabiliyor:

    http://www.coyotegulch.com/reviews/linux_compilers/index.html#results

    (Mesela oradaki almabench).

    Bir de o %0-%100′u cok ciddiye almayin, %200 de olur bazi durumda. Mesela C’de tamsayi toplamasi 32 bit makinelerde mod (2^31-1) (miydi?) toplama, lisp’te oyle degil ve o hale getirmek icin compilera ‘kardesim dogru sonuc onemli degil’ diye birseyler soylemeniz lazim. Soylemezseniz dogru calisan yavas programlariniz oluyor. Her compiler bunu dinlemeyebiliyor, vs. vs.

    Dolayisi ile, ben de, Turkce konusu konustugumuz icin, Lisp’in daha iyi olabilecegini dusunuyordum… Dusunuyordum ki, suratinin iki kat daha yavas oldugunu duydum –bu da, C gibi (text processing icin pek de uygun olmayan) bir seyle kiyaslandiginda soylendi.

    Hmm, maksadim o degildi. O 1-0.5x benim dolastigim yerlerde marifet kabul ediliyor. O derece ciddi bir hiz ihtiyaci varsa, ‘C uygun degil’ de dogru bir yaklasim degil cunku oturup uc bes neyse kutuphaneyi yazip optimize edersiniz uygun olur. Alt tarafi bytelari mincikliyor.

    Fakat, RegExp ornegi de bunun tersini soyluyor. I am confused.

    Dil ile, program orada ust uste biniyor onun icin. Ayni fonksyonliteye sahip olmalarina ragmen ayni sekilde calisiyor olmalari gerekmez iki motorun da. Edi’nin kodunda perl/C ile yapilmasi makul olmayan bir suru hos optimizasyon olabilir (bir iki yerde compiler-macro kullanmisti yanlis hatirlamiyorsam).

    C’den hoslanmadigimi daha once soylemistim bir yerlerde. Pascal ile yazmistim. Pascal iyi hos da, iyi bir derleyici bulmak pek mumkun degil. galiba yazildiktan sonra C/C++ ile yeniden yazilacak.

    Bir arastirma cabasindan bahsediyorsak, zaten o surecin ciktisi yapilan isi ve bulunan algoritmalari sarih bir sekilde anlatan yazilar ve yapilan denemelerin neticeleri olur. Kalani iyi tarif edilmis problemleri hizli calisan programlara donusturen insanlarin isi.

    Eger kendiniz icin dusunuyorsaniz, elbette sizin en rahat ettiginiz ortam en iyi secim. Bu lisp de olabilir tabii eger ilgilenip ogrenirseniz, ama sart degil.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 26.12.2006 – 19:39 | Düzenle

    Kalani iyi tarif edilmis problemleri hizli calisan programlara donusturen insanlarin isi.

    Heh, kendi normalimin de uzerinde garip bir laf bu. Iyi tarif edilmis cozumleri demek istemis olmaliyim.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 26.12.2006 – 20:16 | Düzenle

    Sevgili Metin B,
    Evde Prof. Dr. Vecihe Hatipoğlu tarafından hazırlanmış; Türk Dil Kurumu Yayınları’ndan, genişletilmiş 2. baskısı 1981 yılında yapılmış İKİLEME kitabı buldum.

    Güzel de hazırlanmış, gayet ayrıntılı. hot hot (söylemek), höllüm höllüm (yürümek), ıkıl ıkıl (akmak) bu kitaptaki ikileme sözlüğünde görüp, sizde olmadığını tahmin ettiğim ikileme’ler.

    sevgiler.

    Yorum tarafından endiseliperi | 10.05.2007 – 23:48 | Düzenle

    Peri Hanım,
    iyi oldu bu başlığa yazmanız. kaç gündür aklımda, Metin Bey’e soracaktım, ne oldu bu taş meselesi diye..

    sâhi ne oldu Metin Bey?
    düşmediyse demek ki taş filân yoktu böbreğinizde. ya da yoğurt suyu iyi gelmiş olabilir. ciddi söylüyorum.

    Yorum tarafından candan | 11.05.2007 – 00:25 | Düzenle

    Peri Hanım,
    Şimdi hapı yuttunuz işte! Size ödev vereceğim demektir bu.
    Tahmin etmek filan yetmez. Vakit buldukça lütfen meşhur makalemizi açınız, masaya da o kitabı koyunuz, karşılaştırma yapınız a’dan başlayarak. Makalemizde olmayanları yazınız. Böylelikle Cano Hanım’ın şampiyonluğunu elinden alınız. Benden de kırmızı kurdâleyi hakediniz!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 12.05.2007 – 11:50 | Düzenle

    Cano Hanım,

    Lanet olasıca taş benimle simbiyotik münasebetini sürdürüyor maalesef. Arada bir kendini belli ediyor, ama uzun süredir uykuya yattı münasebetsiz şey. Ben de korkumdan gidemiyorum hastaneye. Zaten karaciğer filmimi de çektiremedim gitti. İş güç derken insan kendini düşünemez oluyor işte… Yaw boşverin siz işe mişe girmeyin tekrar neme lazım. Görüyorsunuz işte halimi.

    Bu arada, ikilemeler bahsinden sonsuza kadar ikileyeceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz efem.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 12.05.2007 – 11:52 | Düzenle

    Buraları çoktaaan terk-i diyar etmiş olan sevgili Cano Hanım’a sesleniyorum: Halâ düşüremedi kahrolası iki taşı şu fakir!.. Sizin yoğurt suyu da işe yaramadı.

    Yorum tarafından metin | 15.02.2009 – 15:00 | Düzenle

  2. penceremdekuslar dedi ki:

    Geçmiş olsun,Acil şifalar diliyorum .

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s