alafortonfuni alevi nasıl örter kine?

Yayınlandı: Şubat 23, 2012 / orta bir türkçe dilbilkisi

Sevgili okurcuklarım, blogculuk işini rayından çıkarıp burada bir açık öğretim fakültesi kuracak filan değiliz emme madem ki GÖZEL TÜRKÇEMİZİ SEVELİM SEVİLELİM kampanyası açtık, o halde başladığımız işi Türk işi gibi bitirmeyelim! (Deyimi biraz bozdum -ne olur ne olmaz, bugünlerde kelimeler pek tekin değil!)

Yanisi, Muzmin Bey’in şu yazısıyla 1 numaralı perondan hareket eden Şark Ekspresi’ne binelim, koltuklara oturalım, kondüktöre de diyelim ki: “Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz, son durağın da ötesine…

Konuyla ilgili önceki yazımda da altını çizmiştim kalın kalın: Vatan sevmek, palavradan bir iş değildir. Gözel Türkçemize -sanırsam- Don Kişot Bey‘in ülkesinden iltica eden “palavra” kelimesine hokuspokus yöntemiyle o nahoş alaturka anlam yüklenmeseydi “vatan sevmek, palavradan bir iştir” demekte haklı olabilirdik; çünkü bir toprak parçasını sevmek, öncelikle, o toprak parçası üzerinde yaşayan insanların dilini sevmekle başlar ve bir dili sevmek de, lafta kalmaması gereken bir iddiadır. Hayatta herşeyin bedeli olduğu gibi sevginin de bir bedeli var: Emek vermek.

Ha bir de yöntemi var sevmenin tabii! (Tanrı sevgisinin, aşkın, ağaç sevgisinin yöntemi yok mu dersiniz?! Bence var, var da biz onlara öyle yöntem möntem gibi teknik kaygıları yakıştıramayız bir türlü nedense!)

Neyse, sadede gelelim –ya da Godot’ya gidelim.

Muzmin Bey, yazlığındaki üç yazıyla (şu, şu*, bir de şu), yanlış anlamadıysam, işe Türkçenin morfolojisini kurcalamakla başlanabileceğini belirtti –ki katılıyorum buna. Ama madem belâmı arıyorum, biraz daha kaşınayım oldu olacak: Ben bu girişimin Jazzetta cephesinde, farklı alanlarda da dile eğilmek istiyorum. Amatörce, yapabildiğim kadar.

Dilimiz, bu yönden son derece ilginç bir dil. Konuya ilgi duyan herkesin gönüllü katılımı önemli ve bloglar akademik bir tartışma platformu filan olmadığından, katılımcıların akademik titr taşıması zorunluluğu da yok elbette. Burada bir bilgi hiyerarşisi de kuracak değiliz, sidik yarışı da yapacak değiliz, birbirimize hava atacak da değiliz.

Biz bize mi olacağız? Keşke dilbilim profesyonelleri filan da katılsa aramıza. Sayın uzmanların işleri başlarından aşkındır eminim, onları blogistanın bu ücra köşesine uğramaya zorlayamayız, ama lutfedip ilgilenirlerse de fena olmaz hani. Ama tabii önce haberdar olmaları lazım bizim mütevazı girişimimizden.

Muzmin Bey, işin bir de internet lisanı ve iletişimi kısmına önem veriyor doğal olarak. Ben orasını anlamam etmem. Onun yazlığında sanırım Emre Bey, Bülent Bey gibi kıymetli “sayısal” katılımcılar (neticede oradaki bütün mesele 0 ile 1 değil midir!) olayı çığırından çıkaracaklardır! İyi de edeceklerdir, lakin bizi de fena halde Leman (pardon, fransız) konumuna düşüreceklerinden korkarım ve bu korkum da hiç yersiz bir korku değil.

Efenim ütüden nefret ederim emme akşam akşam gayet itinalı bir şekilde kafa ütülediğimin farkındayımdır. Şincik, huzurlarınıza bir yazımı davet ediyom. Bu, “morfolojik morfolojik konuşurkene aynı lisandan konuşalım” kaygısıyla hazırlanmış bir yazının ön notlarıdır. Yazının aslı bilâhare -çıkmaz ayın çarşambasına varmadan- yayımlanacaktır.

Şinci huzurdan çekiliyor, arazi olmaya hazırlananlarınızı çaktırmadan tebrik ediyorumdur. Baş baş!

***

Muzmin Bey’in ilk yazısına gönderdiğim eleştiri notlarında şu lakırdıyı etmiş idim:

“Türkçede kelimeler, ‘tam teşekküllü haliyle’ (!) KÖK + YAPIM EKİ + ÇEKİM EKİ’nden oluşur. Yapım eki almamış kelimeler KÖK, yapım ekiyle biçimlenmiş (TÜRE[TİL]MİŞ KELİME) ya da bileşme yoluyla türetilmiş (BİLEŞİK KELİME) kelimeler ise GÖVDE’dir.”

Bunu biraz ayrıntılandırmak istiyorum. Aşağıdaki notlar, bu amaca hizmet etmek içindir. Gerekçem de şudur: Terminolojide anlaşamazsak, çıkış noktamız olan kavramların anlam yükleri muğlak kalırsa, zorlanır ve sonuçsuzluğa sürükleniriz. Vakitsizlik belimi büktüğü, ama bir yandan da işin tatlı heyecanı içimi sardığı için, yazıyı değilse bile yazı notlarını yayımlamakta sakınca görmüyorum.

***

Biçimbirim (Morpheme)

Kök (Root) : Kök [Öncül] biçimbirim

Köken = Türev = Türemiş kök (Radical) : Kök biçimbirim {Kökleşmiş: Kök + Yapım eki}

Gövde (Stem) {Kök + Yapım eki / Kök + Kök}

Ek (Affix) : [Ardıl] Biçimbirim

Önek (Prefix)

İçek (Infix)

Sonek (Suffix)

Yapım eki

Çekim eki = Takı

Sözlüksel (Lexical) biçimbirimler = Sözlükbirimler : Kök, Köken, Gövde

Dilbilgisel (Grammatical) biçimbirimler = Biçimbirimler : Ek

Bağımsız (Free) biçimbirimler {Esas itibariyle: Sözlüksel (Lexical) biçimbirimler = Sözlükbirimler : Kök, Köken, Gövde}

Bağımlı (Bound) biçimbirimler {Esas itibariyle: Dilbilgisel (Grammatical) biçimbirimler = Biçimbirimler : Ek}

Martinet’ye göre:

  • Monème (Anlambirim) : Kök biçimbirim, ek biçimbirim
  • Lexème = Lexical monème (Sözlükbirim) : Kök biçimbirim
  • Morphème = Grammatical monème (Biçimbirim) : Ek biçimbirim

***

Morfemik (Morphemics) {Biçimbirimlerin tespiti ve sistemleştirilmesi}

Biçimbirim çözümlemesi (Morpheme analysis) {Dildeki söz ve söz öbeklerini anlamlı en küçük birimler olan biçimbirimlere ayırma} {Bir morfemik yöntemi}

Bu yöntemin iki temel işlemi:

  • Parçalama (Segmentation)
  • Öbekleme (Classification)

***

Eşbiçim (Allomorph)

ÖRN: {-mİş} eşbiçimleri: (-miş, -mış, -müş, -muş)

***

Saussure’e göre: Dilsel birimler arasında:

  • Yatay ilişkiler = Dizimsel bağıntı (Syntagmatic relations) {Farklı türden birimlerin, belli bir bağlamda, bir söz öbeği içinde kesin ve değişmez surette sıralanmaları}
  • Düşey ilişkiler = Çekimsel bağıntı (Paradigmatic relations) {Aynı türden olan ve bir söz öbeği içinde bir başkasıyla değiştirilebilir nitelik taşıyan birimler arasındaki ilişki}

ÖRN:

O yaşlı kadın -a acıdım
Şu derin göl -e baktım
Bir kalın defter -e yazdım

Yatay ilişkiler:

o//yaşlı//kadın//-a//acıdım,
şu//derin//göl//-e//baktım,
bir//kalın//defter//-e//yazdım

Düşey ilişkiler:

o//şu//bir,
yaşlı//derin//kalın,
kadın//göl//defter,
-a//-e,
acıdım//baktım//yazdım

Bu yüzden:

Biçimbilim (Morphology) yerine: Yapıdizimbilim (Morphosyntax)

—————————————————————————————————————————————-

(*) Benim eleştiri notlarımı ve Muzmin Bey‘le sonraki yazışmalarımızın bir kısmını ihtiva ediyor.

(**) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 23.11.2006 – 18:37 Posted by | ORTA BİR TÜRKÇE DİLBİLKİSİ | 34 Yorum |

Reklamlar
yorum
  1. metin dedi ki:

    34 Yorum »

    1.

    Kaynakçayı asıl yazıyla birlikte sunacağım.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.11.2006 – 18:57 | Düzenle
    2.

    Metin bey,

    Boyle zamanlarda aklima hep o sarki gelir — ‘o sarki’nin da su misralari..

    dedi ki yillardir aradigin bu
    simdi soruyorum bukup boynumu
    daha onceleri neredeydiniz

    ya da, bir beyit:

    Sunar bir cam-ı memlu, bin teh-i peymâneden sonra
    Felek, ehl-i dili dilşâd eder ammâ neden sonra..

    Ve, her ikisi de ayni kapiya cikar.. [bu ikinci beyitin neden anlmali oldugunu daha baska bir zaman anlatmak gerekbeilir.]

    Verdiginiz bilgiler icin tesekkur ederim. Bunlarin icinden sadece ‘morpheme’e itiraz etmek durumundayim. Bence Turkcede pek de yerini bulmuyor.

    ‘Morpheme’in tarifine baktigim zaman, ben ona karsilik olarak ‘hece’yi buluyorum –yazi dilindeki anlamiyla ‘hece’den (‘syllable’den) bahsetmiyorum, konusma sirasindaki anlamiyla ‘hece’..

    Yani, daha kucuk bir parcaya bolunemeyen ‘ses kumesi’.

    Eger bu tanimda anlastiysak, benim isim bulmam gereken baska bir sey var. O da su:

    Malum, Turkcede ‘ek’ dedigimiz seylerin karsiliklari var. Ornek vereyim:

    ‘gelerek’ kelimesinde ‘gel’ fiil koku, ‘erek’ de ektir. Bu bir ‘morpheme’ degildir (yukairdaki tarife gore), cunku iki ‘morpheme’den olusur (‘e’ ve ‘rek’)..

    OK, buraya kadar sorun yok. Sorun surada:

    ‘gelerek’te ‘erek’ olan, ‘bakarak’ta ‘arak’ oluyor.

    Bu da, bizi, ‘erek’ ve ‘arak’a ortak bir isim, bir grup ismi vermege mecbur ediyor. Fakat, bu isim nedir?

    ‘Esbicim’?.. Nedense bana cok anlamli gelmiyor. ‘Morpheme’ olmadigini dusundugum icin, ‘bicim’ bence pek uymuyor; ama baska seyler de var: Ulaclari filan da dikkate alirsak, ‘esbicim’ demek pek dogru olmaz gibi geliyor bana..

    O yuzden, uydurmak ruhsatimi (en azindan kendim icin) kullanip ben bunlarin herbirine ‘donusum’ diyorum (‘ekin donusumu’ anlaminda). Dolayisi ile, grup ismi de ‘donusumler’ oluyor.

    ‘Donusum’ kavrami onemli, cunku prosesin tam ortasina oturuyor. Hece degil, kok degil, ek degil; ‘ek’in donusumu (mekanik bir transformasyonu)..

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 23.11.2006 – 21:01 | Düzenle
    3.

    Muzmin Bey,

    Cevabımı notları yazıya dönüştürürken versem olur mu?

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.11.2006 – 21:36 | Düzenle
    4.

    Sıcağı sıcağına bir link daha, sevgili ahalim:
    http://muzminanonim.blogspot.com/2006/11/trkenin-kelime-yapsna-giri-veya-iir.html

    Yorum tarafından metin-thePoor | 23.11.2006 – 21:41 | Düzenle
    5.

    Metin bey,

    Cevabımı notları yazıya dönüştürürken versem olur mu?

    Tabii ki olur.

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 23.11.2006 – 23:17 | Düzenle
    6.

    Metin bey,

    Sözlüksel (Lexical) biçimbirimler…

    Lexical’a ‘sözlüksel’i nereden buldunuz? Biz bununla bir ara ugrasmistik. Surada ve surada. Pek tatmin olmus degiliz hala. (Emre bey buradalar mi efendim?)

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 24.11.2006 – 02:39 | Düzenle
    7.

    Bulent bey,

    Ustume vazife degil, uzmanlik alanim da degil, malum; ama asagidaki paragrafi okudugumda

    Lexical analysis is the job implemented by
    compiler scanners, producing a token flow sent to the parser which
    analyse the grammar and builds the syntactic tree.

    benim vercegim kardilik ‘sozluksel’ filan degil’ eksel’ ya da ‘takisal’ olurdu.

    Tabii, agazlardan filan bahsediyorsak, ‘dallamasal’ da akla gelebilir ama ‘dallama’nin ‘dal+la+ma’ oldugunu tek basina bir kelime olmadigini bazi dallamalara izah etmek zor olabilir :))

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 24.11.2006 – 03:30 | Düzenle
    8.

    Ustume vazife degil, uzmanlik alanim da degil, malum;

    Ne iyi. Yani, eger size dogru seyi ifade eden bir karsilik bulunursa ve kullandigimiz karsiligin diger anlamlariyla da celismezse bu bize dogru yolda oldugumu soyler.

    benim vercegim kardilik ’sozluksel’ filan degil’ eksel’ ya da ‘takisal’ olurdu.

    Malesef bunlar olmuyor. ‘Lexical analysis’ tarifinden oraya varmaniz normal, ama pesine olunan kavram ek ve taki kullan bir bir bilgisayar dilinin ozelligini anlatmaya yaramadigi icin isimizi gormuyor.

    Herhalde 2-3 senedir buna hepimizin hosuna giden ve duyana da birsey ifade eden bir karsilik bulamadik. Benim tahminim su: anadili Turkce olan ‘yeterli’ sayida insan konuya hakim olduktan sonra bu kendiliginden ortaya cikacak.

    Dogrudan leksikal de deriz tabii. Benim icin onun buyuk bir mahzuru yok aslinda ama oradaki yabanci arkadaslarin da soyledigi gibi aslinda o da uzerinde tarihsel yuk tasiyan ve arzu edilen manayi tam vermeyen bir kelime. Orada KMP’nin komiklik olsun diye dedigi ‘unspecial’ aslinda MacLisp gecmisi olan insanlara 20-30 sene evvel belki ‘hah, iste bu’ dedirtecek bir kelime, ama 2006′da 20li yaslardaki bir Turk’e ‘ne bu yaa?’ dedirtir. O gozlem de bize birsey soylemeli tabii, ama onu duymak istemiyorum simdi — bizim buldugumuz asirlarca cuk oturacak tabii.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 24.11.2006 – 03:48 | Düzenle
    9.

    Walla, “producing a token flow” deyince, bana ‘taki’ var gibi geldi o isin icinde..

    Ama, ‘token’ ne menem bir sey ola; ‘flow’ ne demek.. ben nereden bileyim 🙂

    Bir aralar cok uzaktan bakmistim, ve bilmemne Naur diyagrami bana bayagi bayagi fakat glorified bir ek/taki kural tablosu gibi gelmisti.. ama, cok zaman oldu.. bellegim eskisi gibi degil –eskiden nasil oldugunu dahi hatirlamiyorum. 🙂

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 24.11.2006 – 05:16 | Düzenle
    10.

    Az önce sizin sitedeki bağlantılardan Sefalet Bey’in, Japonların beyin yapısına ilişkin bir makale okudum. Yine şu, sağ lop, sol lop işbölümüne ilişkin… Japon dili ile Japon beyni arasında olan ve başka kültür, ırk ve dillerde olmayan (pardon, bir de Polenezyalılar)bağlantıya ilişkin çok ilginç ve keyifli makale. Okumanızı tavsiye ederim.

    “Ana dilin sadece bir ifade aracı değil aynı zamanda insanı şekillendiren ve onu özgün kılan bir öğe olduğu ortadadır. İnsanın hangi ana dili konuştuğunun önemi sadece kültürel geçmişi ile bağlantı kurmasında değil aynı zamanda bir duyumsama ortaklığını paylaşmak için de geçerlidir.”

    demiş Sefalet Bey. Sizin, Türkçe konusundaki hassasiyetinize binaen geliştirdiğiniz projeye denk düşeceğini düşünüp, haber vereyim, dedim.

    İyi çalışmalar.

    Yorum tarafından endişeliperi | 24.11.2006 – 09:22 | Düzenle
    11.

    http://sefalet.blogspot.com/

    Yorum tarafından endişeliperi | 24.11.2006 – 09:22 | Düzenle
    12.

    Bülent Bey,

    Size de cevabımı o notları yazıya dönüştürürken vermek istiyorum. Böyle çok dağınık kalsın istemiyorum bunlar. Ama verdiğiniz linklere gidip baktığımda hiç tatmin olmadım tartışmalardan. Orada nedenini pek de kavrayamadığım bir ısrarla yanlış yapılmakta kanımca. Niçin “sözcüksel”?! “Sözcük” olmaz orada. Çok yanlış yere gider bu. Neyse, yazımda tartışacağım.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 24.11.2006 – 11:45 | Düzenle
    13.

    Peri Hanım,

    Evet okudum. Çok ilginç.

    (Sefalet Bey’in bloguna link vermiştim zaten ben sağ tarafta.)

    Yorum tarafından metin-thePoor | 24.11.2006 – 11:46 | Düzenle
    14.

    Iste niye problem ciktigi da ortaya cikiyor. Muzmin bey, dogru diyorsunuz. Eger lisp baglaminda “lexical scope” ve “lexical closure” icin kullanmayacak olsak dediginiz gibi ara sira “lexer” da dedigimiz duz “lexical analyser”daki anlamini alip belki ‘sozcuksel’ diyebilecegiz. Oyle dersek nasil bir edebiyatci “lexer”i duydugunda “hmm, ‘lex’ kanun demek olduguna gore, bu ‘kurallayici’ gibi birsey olsa gerek” diyebiliyorsa, ve hataya dusuyorsa biz de insanlari oyle bir hataya yoneltiyoruz. (BNF, Baccus-Naur Form akliniza gelen bu arada).

    Metin bey,

    Yakalamak istedigimiz anlami bilgisayar konusuna girmeden (ve sadece bir bakimdan) belki bir metnin icinde bir zamir gorunce o zamirin neyin yerine gectigini karar vermeye benzetebiliriz. Bir ornek yapayim:

    Dunden kalma pilav vardi buzdolabinda. Ali onu bitirdi

    Burada ‘o’ ‘buzdolabindaki dunden kalma pilav’in yerine geciyor. ‘Ali onu bitirdi’yi okudugumuzda, ‘neyi bitirmis?’ diye merak edersek metne bakiyoruz, ve ‘o’ nedir ortaya cikiyor.

    Tercumeye calistigimiz terim benzer bir seyi anlatmak icin kullaniyor. ‘O’ zamiri, manasini ‘lexical context’den aliyor diye dusunebiliriz, boyle desek bizim konuda dedigim anlasilir cunku o baglamda ‘lexical’ oyle kullaniliyor. Simdi, o konuya hakim olmayan, hem kavramlari hem terminolijiyi ogrenmekte olan birine ‘sozcuksel baglam’ dersek, zihninde bizim pesinde oldugumuz mana canlanmadigi gibi bir de “sozcuksel’in cagristirdigi seyler yuzunden yanlis bir mana aklina gelebilir. (Yukaridaki lexer ornegi gibi). Mesele bu.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 24.11.2006 – 13:39 | Düzenle
    15.

    Bülent Bey,

    Birazdan toplantıya girmek ve ardından da veledi İstanbul dışına uğurlamak için ajanstan çıkmak zorundayım. Yorumunuzu ayaküstü okudum. Kafam karıştı. Benim “sözcüksel” karşılığını kabul etMEyişimle sizin bu son söylediğiniz arasında karşıtlık göremiyorum ki! Yanılıyor muyum? Yanlış mı okuyorum yoksa?

    Yorum tarafından metin-thePoor | 24.11.2006 – 14:10 | Düzenle
    16.

    Metin bey,

    Kafam karıştı. Benim “sözcüksel” karşılığını kabul etMEyişimle sizin bu son söylediğiniz arasında karşıtlık göremiyorum ki! Yanılıyor muyum? Yanlış mı okuyorum yoksa?

    Yasasin! Dogru anlatmisim demek ki. Dogru anlatmisim da dogru okumamisim yorumunuzu. Hata bende, ozeur dilerim, ama ornek olmus demek ki diye cok memnun oldum simdi. Karsitlik yok, kafein eksikligi var bende — simdi hallediyorum onu.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 24.11.2006 – 14:17 | Düzenle
    17.

    Biraz once TDK’dan birkac kisi ile konustum. Arayis gerekcem, Sefalet beyin su linkte aktardigi

    “Türkçede terim yapımında kullanılabilecek ek sayısı 170′tir. Ses uyumlarına göre bu eklerin bazılarının iki, bazılarının dört, bazılarının da sekiz biçimleri vardır. Bu eklerin getirilebileceği kök sayısı ise binlerle ifade edilebilir. Böyle bir olanak, pek az dilde var.” (Haluk Akalın)

    sozler idi.

    Haluk beyi bulamadim, ama sekreteri hayli yardimci oldu. Ilgili uzman arakadasla konustum. Bu sizi sasirtacak belki ama asagida anlatacagim bir tek istisna haric, TDK’da kiminle konustuysam, konustugum herkes yardimci olmak konusunda hic de ‘resmi kurum’ gibi davranmadi –buna telefon santalindaki operatis hanim da dahil; ilgili kisiyi buluncaya kadar 10 defa aradim (dahili sistemlerinde disaridan gelen bir telefonu bir baska telefona baglamak mumkun degildi) ve bikmadan usanmadan her defasinda yardimci oldu.

    Butun bunlar da Cuma gunu mesainin sonuna yaklasirken gerceklesti.. Birakin yardimci olmalarini, ortalikta kimseyi bulamamaga bile hazirlikliydim 🙂

    Neyse. Kisaca sunu soyleyeyim:

    Ilgili uzman arkadasin soyledigine gore, Turkcede (Akalin hocanin bahsettigi) 170 ek butun eklerin tamami degil. Bunlar sIkca kullanilan ekler imis. Yani, tamami daha cokmus.

    Bu eklerin bulunabilecegi bir kitap ya da benzer bir yayin sordugumda da asagidaki kitap ismini verdi. Kitapin ismi bence cok talihsiz, cunku icinde neyin oldugunu ismine bakip cikarmak pek kolay degil.

    Daha sonra da baska bir iki sey daha konustuk. Bunlardan birisi de, TDK’nin Internet’ten erisilebilen Sozluk sitesinde kullandiklari veritabani konusu.

    Bekledigim uzere, bu veritabaninin icerigini telif haklari yuzunden veremediklerlini soyledi. ‘Telif haklari gerekcesityle veremiyoruz’ demelerine sasirmadim –bence anlamli olmamakla birlikte onlarin durduklari yer orasi.

    Beni sasirtan sey, TDK’da konustugum bu uzmanin da telif hakkini bir sorun olarak gordugu idi –yani, o(nlar) da bunu kamumun kullanimina acmak istiyorlar.. Sonuc, AB uyum yasalari kapsaminda bir degisiklik yapilacakmis ve o kapsamda bu veritabanini kamuya acmak imkanlari olacakmis.

    Kisa zamanda olacagini beklemiyoruz tabii ki. Ama, en azindan TDK bir kurum olarak buna karsi degil. Bu cok hos bence. TDK’yi sevmege basladim 🙂

    Simdi de, ilgili kitap:
    TDK Kitap Satis
    Kitap No: 569
    Zülfikar, Terim Sorunları ve Terim Yapma Yolları, 1991, [2 YTL ]

    Benim acimdan bunda sorun var. Kitabin kargo bedelini pesin almiyorlar (sebebini anliyorum aslinda, cunku kargo bedeli olnlar icin gelir kalemi degil, alicidan kargo sirketine odenmek uzere emaneten alinmis bir para. Bunu da muhasebelestirmeleri herhalde zor oluyor –mevzuat hazretleri..)

    Kargo bedeli kitabin bedelinden daha fazla olursa (Ankara’dan Istanbul’a 5 YTL imis) bu sefer kitabig onderemiyorlar.. [Sebebi, alici kitabi almazsa, iade gelen kitabin kargo bedelini oradaki memur cebinden odemek durumda kaliyormus]..

    Kargo bedelini pesin odeyemiyorum. Kargo bedeli kitaptan yuksek oldugu icin de onlar gondermiyorlar..

    Komediye bakin!

    Kredi karti filan da kullanamiyoruz. Banka havalesi ve faksla havale makbuzunun bir kopyasini istiyorlar.. Internet uzerinden bankacilik da ise yaramiyor yani..

    Ne diyeyim… ‘Memleket ilerleyecek ama mevzuat izin vermiyor’ demekten baska..

    Simdi.. Kitabi mutlaka alacagim ama, ya Ankara’ya ben gidip alacagim, ya da Ankara’da bir tanidiktan rica edecek ve alip gondermesini saglayacagim..

    Olsun… Sosyal iliskileri sicak tutmama yardimci oluyor :))


    Not: faydali olur umidiyle bunlari hem Muzmin Anonim blogunda ilgili sayfada hem de Jazzetta’da ilgili sayfada yaziyorum.

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 24.11.2006 – 18:07 | Düzenle
    18.

    Çok önemli değil ama söyleyeyim, aklınızda bulunsun.
    TDK sitesine girip üye olduğunuzda, adresinden, “dağarcığınıza her gün iki söz” başlığı ile bir mail geliyor. Mesela bugün 729.mail geldi. Maili’mi fal bakar gibi heyecanla açıyorum vee traa ra raaaa:

    Türkçe Sözlük’ ten
    kalubela isim, din b. (ka:lû:belâ:) Arapça kalu + bela 1. Ýslam inancýna göre, ruhlar yaratýldýðýnda Allah’ýn “Ben sizin Tanrý’nýz deðil miyim?” sorusuna ruhlarýn verdikleri “evet” cevabý. 2. mecaz Çok eski zaman. Atasözü, deyim ve birleþik fiiller kalubeladan beri dünya kurulalý beri, çok eskiden beri.

    Yabancý Kelimelere Karþýlýklar
    ombudsman : Ýngilizce özgün biçimiyle dilimizde kullanýlmaya baþlanan bu kelime, “Parlamento tarafýndan görevlendirilen, vatandaþlarý resmî makamlarýn keyfî ve yasa dýþý davranýþlarýna karþý korumakla görevli kiþi veya kurum.” anlamýna gelmektedir. Ku­rumumuz bu terim için kamu denetçisi karþýlýðýný önermektedir.

    Eğer değilseniz, üye olun size de gelsin.
    Hoşçakalın.

    Yorum tarafından endiseliperi | 24.11.2006 – 21:52 | Düzenle
    19.

    > Burada ‘o’ ‘buzdolabindaki dunden kalma pilav’in yerine
    > geciyor. ‘Ali onu bitirdi’yi okudugumuzda, ‘neyi bitirmis?’
    > diye merak edersek metne bakiyoruz, ve ‘o’ nedir ortaya
    > cikiyor.

    Dilbilimde bildiğim kadarı ile bir hayli önemli meselelerden biri de bu yukarıda bir örneği verilmiş “bağlama” yani “binding” konusu.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Binding_(linguistics)

    http://www.sil.org/MEXICO/ling/E002-IntroGB.htm

    Gerçi Wikipedia, “… though it is no longer current.” demiş “binding theory” için, hala üniversitelerdeki dilbilim bağlamında sözdizim (syntax) derslerinde okutulan temel konulardan biri, kast edilen sanırım artık yavaş yavaş işlerin minimalist yaklaşıma havale edilmesi, yoksa zamirlerin anlamlandırılması, isimlere bağlanması meselesi hala ciddi bir mesele:

    http://en.wikipedia.org/wiki/Transformational_grammar#Minimalism

    http://minimalism.linguistics.arizona.edu/

    Mesele ciddi mesele derken kast ettiğim:

    http://www.cs.cornell.edu/boom/2000sp/2000%20projects/anaphora/definition.html

    http://en.wikipedia.org/wiki/Anaphora_(linguistics)

    http://www.sil.org/linguistics/GlossaryOfLinguisticTerms/WhatIsAnaphora.htm

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 11:03 | Düzenle
    20.

    > Lexical’a ’sözlüksel’i nereden buldunuz? Biz bununla bir ara
    > ugrasmistik. Surada ve surada. Pek tatmin olmus degiliz
    > hala. (Emre bey buradalar mi efendim?)

    Emre “bey” buralarda ama yani ufaktan şöyle kıpırtılar oluşmaya başladı Emre “bey”de:

    http://www.fazlamesai.net/?a=article&cmode=nested&sid=3457#27222

    Takip etmekte gittikçe zorlanmaya başladım, bu işe bir çare bulmak gerek. Akademik etkinlikleri, İngilizce yazanları takip etmek dahi kolay değil iken şimdi bir de, ne güzel, ne mutlu bize anadilim üzerine yazan, çözümlemeler yapmaya çalışan insanlar gittikçe daha çok, daha sık yazı üretmeye başladı, bu yetmezmiş gibi bir de bu yazılara değerli yorumlar gelmeye, önem verdiğim tartışmalar yaşanmaya başladı. İpin ucu kaçtı kaçacak, insanlar haber verdikçe fark ediyorum bazı şeyleri, bu işi bir hale yola koymalı, herkes kendi kontrolündeki alana yazmaya devam eder belki de ama merkezi bir yerden herkesin takip edebilmesi hiç de fena olmazdı hani. Malum bir gün 24 saat, insan beyninde sınırlı sayıda nöronal bağlantı var, dağınık bilgi ile baş edebilme gücümüz de sınırlı. Karagöz’ün deyişi ile “yar bana bir çare medet!”

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 11:08 | Düzenle
    21.

    İpin ucu kaçtı kaçacak, insanlar haber verdikçe fark ediyorum bazı şeyleri, bu işi bir hale yola koymalı, herkes kendi kontrolündeki alana yazmaya devam eder belki de ama merkezi bir yerden herkesin takip edebilmesi hiç de fena olmazdı hani.

    Ben de oyle dusunuyorum ama bu tur ‘yazarin kendi kontrolu altinda’ alanlar olmadan da bu demografik kesite mensup insanlar nete cikarlar ve birikimlerini yaziya dokerler miydi bilmiyorum. Belli ki bu blog duzenleri en azindan Turkiye’de bu ise de yariyor. Etiketleme filan olursa belki muhtelif ‘gezegen’lere bir tane daha katilir? (Ben usenet’ten memnundum, ama homurdanarak da olsa Fazlamesai’ye bulastim sizin de mensubu oldugunuz guruh yuzunden. Etme bulma dunyasi, biraz da siz kasinin beyefendi.)

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 25.11.2006 – 11:29 | Düzenle
    22.

    İnsanlar blog yazmaya devam etsinler, hiçbir itirazım yok. Sadece Türkçe ve dilbilim arakesitinde yazılanlar (yani mesela edebiyat tartışmalarını dışarıda bırakmak isterim açıkçası ama “ne güzel Osmanlıca vardı TC kuruldu gitti güzelim dil, kabile dili konuşuyoruz artık” türünden tartışmaları içeride tutmak isterim) bir yerden takip edilebilir diye düşünüyorum.

    Eğer ki bu tür tartışmaları yapanların “blog” altyapısında kategorize etme, etiketleme gibi bir imkan var ise, yahut blogger ortamında ayrıştırma zahmetine katlanır iseler Grazr ile kolayca “gezegen” türü bir şey, 1 günde halledilir diye düşünüyorum [1].

    1- http://www.grazr.com/

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 14:09 | Düzenle
    23.

    Eğer blog sahipleri “dilbilim” gibi bir kategorizasyon yapar iseler belki bunları kolayca bir Grazr çatısı altında, “gezegen” benzeri bir yapıda toplayabiliriz diye düşündüm [1].

    1- http://www.grazr.com/

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 14:25 | Düzenle
    24.

    Bir şeyler yazdıydım buraya, bir türlü sokamadım yorum kısmına, teknik bir problem oldu sanırım, düşüncelerimin bir kısmını benim bloga not ettim:

    http://ileriseviye.org/blog/?p=627

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 16:38 | Düzenle
    25.

    Emre bey,

    Sizin orada yorumlar kapali –belki de dogrusu o, cunku kirk yerde yorum yazmak zor oluyor.

    Benim size onerim daha bir radikal –aslinda onu ben yapmak isterdim ama ancak 23.cu reinkarnasyonumda yer ayirabiliyorum.

    Gelin bir Turkce slashdot kuralim.. Aynen o. Kaynak kodunu filan alip slashdot kuralim ve slahshdot’tan tek farki, atifta bulundugu yazinin tamamini ‘article’ olarak icersin.

    Boylece, tartismalar merkezi bir yerde yapilir. Tartismaya deger bulunanlar oraya kullanicilarin onerisiyle getirilir. Herkesin daha kolayca haberi olur.

    Makale yazanlar da her yorumcuya ayri ayri love&affection gostermek zorunda kalmazlar. Notr bir saha olur.

    Sirazesi kacirilmazsa, tartismacilik ve makale yazmak seviyesinin yukseltilmesine de yardimci olur..

    Ne dersiniz?

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 25.11.2006 – 18:50 | Düzenle
    26.

    Slashdot’un korkunç Perl kodu ile uğraşmak yerine ısrarla Grazr gibi bir şey kullanalım diyorum [1]. Böylece hiç altyapı ile kodlama ile uğraşmayalım, hemen ilgili blogların ilgili etiketlenmiş kısımlarını ekleyelim, üç beş özelleştirme yapalım merkezi takip kolaylaşsın, problem çözülsün insanlar yine kendi alanlarına yazmaya devam etsinler, mesela yani. Olmaz mı?

    Ama eğer varsa bir gönüllü ve vakti bol biri kodlamaya, test etmeye, özellik eklemeye, hata raporlarını kabul edip gerekli teknik bakımı yapmaya aday biri, itirazım olmaz elbet 😉 Tabii ki öyle bir çözüm merkezi bir RSS feed sisteminden daha güzel olur, eğer ki insanlar ilgili bloga değil de o merkezi yere yorum yapmaya ve özgün yazı sahibi yazarlar da oradan cevap vermeye meylederlerse.

    1- http://www.grazr.com/

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 19:59 | Düzenle
    27.

    Emre Bey,

    Hoşgeldiniz. Yorumlarınızdan bazıları Akismet’e takılmış. Şimdi farkedip kurtardım. Yukarıya baktığınızda göreceksiniz.
    WordPress’te böyle bir “koruma görevlisi” var. Ben bu bilgisayar ve internet “mutfağı”ndan hiç anlamam, Akismet Bey nedense sık sık işgüzarlık taslıyor böyle.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 25.11.2006 – 20:14 | Düzenle
    28.

    Çok teşekkür ederim müdahale edip Akismet’in yapay zekâ ile yapamadığını doğal zekâ ile gerçekleştirdiğiniz için 🙂

    Bu arada “Binaenaleyh Türkçe, Türkçeyi sevebilenlerindir netekim.” başlıklı yazınızdaki ödev çağrınıza istinaden naçizane bir iki kitap ve dergi ismi ekledim, faydası dokunabilir düşüncesi içindeyim. Katkımın bana daha ucuz elektrik ve daha bol metro olarak dönmesini ümit ederim. Şimdilik su ile problemim yahut bonibon talebim yoktur.

    Yorum tarafından Emre Sevinc | 25.11.2006 – 20:43 | Düzenle
    29.

    Emre Bey,

    Estağfurullah, Akismet Bey’e haddini bildirmek severek yaptığımız bir iştir!

    Listeye katkınız için çok teşekkürler. Daha ucuz elektrik ve daha geniş bir metro ağı için ne yapabileceğimi araştırmaya şimdiden başladığımı bilginize sunarım! Ama burası -malumunuz- Absürdistan, hiç belli olmuyor uluyüceböyyük sahiplerimizin ne halt edecekleri -onunçün kesin söz veremiyorum.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 25.11.2006 – 20:59 | Düzenle
    30.

    Semantic MediaWiki’ye noldu?

    Dille ilgili bir merkezin olması gerektiğine katılıyorum daha doğrusu bir merkez noktası.Mevcut durumda piramidin altından başlıyor insan araştırmaya dolayısıyla geniş bir alanda yuvarlanıyor.Halbuki piramidin tepesinden aşağıya doğru daha sağlıklı bir dilsel ve bilgisel yolculuk yapmak mümkün olur gibime geliyor.RSS olayı ve Viki tarzı bir oluşumun ikisi de güzel fikir, bence ikisi de olsun.

    Yorum tarafından sefalet | 26.11.2006 – 00:53 | Düzenle
    31.

    Sefalet bey,

    Semantik Wiki kulaga hos geliyor da, hala daha beta. Ote yandan, Wiki meselesi de cozum degil cok fazla. Yani, elde hazir bir seyleri habire Wiki’ye gececek degiliz. Bunlari DA yapacagiz ama, bir de tartisma icin bir yer lazim.

    Bu yuzden ben BitWeaver‘a meylediyorum.

    Ama kesin degil henuz.

    Bu arada, merak edenler icin, ek kurallari haritasina su linkteki yazimdan erismek mumkun.

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 26.11.2006 – 04:12 | Düzenle
    32.

    Muzmin bey,

    Beni sasirtan sey, TDK’da konustugum bu uzmanin da telif hakkini bir sorun olarak gordugu idi –yani, o(nlar) da bunu kamumun kullanimina acmak istiyorlar.. Sonuc, AB uyum yasalari kapsaminda bir degisiklik yapilacakmis ve o kapsamda bu veritabanini kamuya acmak imkanlari olacakmis.

    Ben boyle seyleri duyunca memnun olmuyorum. Bu isi AB’ye havale edersek, yarin isimize gelmeyen birsey yaptiklari/dayattiklari zaman ona da ‘uyariz’ ve ‘uydururlar’ bize. Eger bu veritabani uzerinde tam kontrolleri varsa, ve acmak isterlerse acarlar gibime geliyor. Oyle degilse, niye bir imtiyazdan feragat etmek icin kanun gerektigini ben merak ediyorum.

    Bu baglamda tercihleri kadar engelin ne oldugunu acikca soylemeleri de onemli. ‘Yapmiyoruz’ ile ‘yapamiyoruz ama AB guk olunca, yapacagiz’ arasinda fark var. Turk’un Turk ile Turkce konusunda birseyleri paylasmasi icin ‘AB uyumu olunca olur’ denmesi, ‘kardesim vermiyoruz iste’ denmesinden cok daha buyuk bir probleme isaret ediyor. Burada derin devlet, teror bilmemne yok, alt tarafi okumus insanlar yine okumus insanlarla birsey paylasacaklar ‘netameli isler bunlar, AB havucunu kullanalim’ denecek birsey yok.

    Soylediginiz kitap icin de durum boyle. Bu kitaptan para kazanilmiyor herhalde, telif hakkindan feragat etmeye de luzum yok o durumda, sadece buyurun kardesim bu eseri indirebilirsiniz demek mumkun. Haydi onu teknik yetersizlikten dolayi yapamiyorlar diyelim, baska birinin bu eseri elektronik ortamda degitabilmesine musade etmenin yoluna bakmak bana bos bir is gibi gelmiyor.

    Bu imkanlari yaratmak icin telif hakki kanunlarini ve mefhumlarini berhava etmek filan gerekmiyor, telif hakkina sahip kisilerin bundan tamamen veya kismen feragat etmelerinin yolunu acip insanlari oyle bir ihtimalden haberdar etmek kafi olabilir. Feragat etmeye rizasi olmayana yapilacak birsey yok, ama rizasi olacakken ya bu ihtimali bilmedigi yahut da faydali bulmadigi icin yapmayana belki ikna kabiliyeti olanlarin izahat vermesi yerinde olur.

    Burada en azindan Fazlameasi’den tanistigim arkadaslar bu konulari gayet iyi anliyorlar tabii. Biraz el atip, bu bloglar kumesindeki kiymetli insanlara bu tur bilgi dagitimini hizli ve verimli hale getirecek metodlarin propagandasina yardim ederlerse memlekette bazi seylerin gerceklesmesini biraz one cekebiliriz diye dusunuyorum.

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 26.11.2006 – 11:00 | Düzenle
    33.

    ben 3. sınıftayım bana bunun anlamını söyleye bilirmisiniz?

    Yorum tarafından selin | 04.01.2007 – 21:35 | Düzenle
    34.

    Sevgili Selin,

    Sen yapım ekinin ne demek olduğunu soruyorsun galiba, Google’da aradığına bakılırsa. Yoksa “alafortonfuni”yi mi sordun?

    Bu mesajımı cevaplarsan ben de sorunu cevaplarım.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 05.01.2007 – 13:22 | Düzenle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s