bizim dedede de öyle bir işlek zekâ var ki, kırk dâhi dahi ondaki zekâyla baş edemez!

Yayınlandı: Ocak 25, 2012 / orta bir türkçe dilbilkisi

– Ünlem işareti, soru işaretine ne demiş?
– “Nedir bu Haluk Mesci Bey’in elinden çektiğimiz birader!” demiş.
– ‘De’, ‘dahi’ye ne demiş?
– “Bıktım senin şu anlam yükünden!” demiş.
– ‘Ki’, ikizine ne demiş?
– “Vaktiyle dil ırkçılığı yapacaklarına bizi birbirimizden ayırt edebilmeyi öğretselerdi daha iyi olmaz mıydı?” demiş.
– ‘Bayan’, yorumcu taifesine ne demiş?
– “Beni rahat bırakmazsanız Metin Bey’den çekeceğiniz var!” demiş.
Metin Bey’in ‘Bey’i, Muzmin Bey’e ne demiş?
– “Türkçe yazım kılavuzlarının hepsi kargadır ama siz yine de birini kılavuz edinecekseniz Ana Yazım Kılavuzu kötünün iyisidir. Orada benim için ‘Özel isimlerin kuyruğuna takıldığında ilk harfi büyük yazılır’ fetvası var!” demiş.
Metin Bey, Ortak Defter bloguna ne demiş?
– “Yazı ve yorumlarını okuyup olmadık dil ve yazım hatalarına rastladıkça mesleğim adına utanç duyuyorum!” demiş.
Metin Bey, Ortak Defter taifesine ne demiş?
– “Kendinize gelin, Şahin Bey’i kızdırmayın!” demiş.
– Jazzetta ahalisi, Metin Bey’e ne demiş?
– “Başınıza iş alacaksınız, kaşınıyorsunuz galiba!” demiş.

Günlerden cumartesi olup Metin Bey de işyerinde çile doldurmakta ise, size de böyle sade suya tirit, dandik bir yazı okumak düşer!

________________________________________________

(*) Bu yazıda iki sorun var: ‘Dâhi’ ve ‘Bey’. Yeni yazılarımdan birinde bu iki sorunu ele alacağım.

(**) Jazzetta 2.0’da yeniden yayımladığım eski yazılarımdan eski yorumlarını eklemediklerimi peyderpey eklemeye devam ediyorum.

(***) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 28.10.2006 – 16:34 Posted by | ORTA BİR TÜRKÇE DİLBİLKİSİ | 19 Yorum |

Reklamlar
yorum
  1. metin dedi ki:

    19 Yorum »

    1.

    Başlıkta dedikodusu yapılan dedenin ölmüş dedemle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Yanlış anlaşılmaya!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 28.10.2006 – 16:42 | Düzenle
    2.

    Metin bey,

    Once hos geldiniz –yani, gecmis hos gelisinizi kutlarim 🙂

    Sonra da, oyle kilavuzlara uymak yerine, gerekce aciklayiniz derim.

    Orada (ki, okumus degilim) atifta bulunulan unvanlar ile, bugun kullandigimiz unvalarin ayni mahiyette oldugunu dusunuyorsaniz, bilemem tabii..

    Bildiigniz uzere, yanlis yapmaktan (yaparsam) Allaha siginirim, ve kilima dokunamazsiniz..

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 28.10.2006 – 18:33 | Düzenle
    3.

    Metin Bey,
    ben ”zeka”da kalakaldım!
    giydiniz mi şapkasını? yoksam kalın mı okuyalım a’yı..?
    gerisi, şam’da kayısı 🙂

    Yorum tarafından candan | 29.10.2006 – 04:15 | Düzenle
    4.

    Dönüşünüzden herkez o kadar memnun ki yazının peşine kimse yorum yapıp kaşımaya yeltenmemiş anlaşılan::))

    Yorum tarafından Vecihe | 30.10.2006 – 13:39 | Düzenle
    5.

    Vecihe Hanım,

    Dönüşümden belki başkaları memnun olabilir ama ben memnun değilim! Zaten diğer bloglardaki yazı ve yorumlara yetişemiyordum, zorunlu aradan sonra hepten koptu film. Buradaki yorumlara bile yetişemez oldum. Eskisi kadar da yazı giremiyorum, yorum da yapmayınca millet arazi oluyor haliyle… Korkumdan yoklama da yapamıyorum!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 30.10.2006 – 14:54 | Düzenle
    6.

    Cano Hanım,

    Kabilemizin bloglarından birinde şepkenin altını araştırmışlığım vardır da bulamıyom şinci. Hatta Muzmin Bey’in de ilgisini çekmişti. Siz kaçırmışsınız anlaşılan. Aslında yaramı depreştirdiniz; bilgisayarımdan uçan dosyalar arasında özene bezene yazdığım çok uzun bir “Türkçe: Home, my sweet home!” yazısı da vardı; onda birçok hususa barnak basmıştım ve de izi kalmıştı. Neyse, şimdilik şunu ehemmiyetle arzedeyim ki, “zeka”nın şapkası uçmuş filan değildir efem. Şapka koleksiyonunuzu eskiciye satınız, iki üç tanesi kalsın yeter size. A’yı kalın okumanız iktiza etmemektedir.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 30.10.2006 – 15:07 | Düzenle
    7.

    Muzmin Bey,

    Bakınız şöyle demişim:
    “Türkçe yazım kılavuzlarının hepsi kargadır ama siz yine de birini kılavuz edinecekseniz Ana Yazım Kılavuzu kötünün iyisidir.”

    Buradan çıkan bir sonuç da, “kılavuzu karga edinenin en azından bir organının organik gübreden çıkamayacağı”nın tarafımdan dolaylı olarak beyan ve kabulü değil midir?

    Bendeniz güzelim Türkçemin sokak çocukları gibi sahipsiz bırakılmışlığının acısını beynimin bütün gri hücrelerinde hissetmekteyim. Herşey bir yana; ne adam gibi bir sözlük, ne de doğru dürüst bir yazım kılavuzu -hepsi de eksik, çapsız, yetersiz, çelişkili, dandik. Bu sözlük ve kılavuzlar hakkında ne dense yeridir. Futbol fanatiklerinin hakemleri kalaylamasından çok daha acımasızca ben bu sözlük/kılavuz yazar ve derleyicilerinin yedi ceddini hayırla yadetmişimdir.

    Neyse… Ana Yazım Kılavuzu, Altıncı Basım, sf. 48′e bakalım:
    “Özel adlara bağlı saygı sözcükleri, sanlar, meslek adları büyük harfle başlatılır: Hamdi Bey, (…) Gül Hanım…”

    İmdi burada iki yol takip edilebilir:
    1) Bu kuralı sadece hitap ifadelerinde kullanıp, metin içinde kullanmamak,
    2) İstisna yaratmamak.

    Ben esasında (1)den yanayım ama blog yazılarımda özel adları bold yazma politikamın zorunlu sonucu olarak (saygı sözcüğünün takı alması durumunda kelimenin yarısı bold, yarısı plain olacağı ve bu da hoş görünmeyeceği için) metin içinde de kuralı uyguluyorum.

    Durum bundan ibarettir.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 30.10.2006 – 15:35 | Düzenle
    8.

    Metin bey,

    “Özel adlara bağlı saygı sözcükleri, sanlar, meslek adları büyük harfle başlatılır: Hamdi Bey, (…) Gül Hanım…”

    Bu cennet vatanda cozum bekleyen en acil dertlerin tepesine yerlesmis bu problemi cozmek gercekten gerekli.

    Bu yuzden, yukaridaki tariften cok, syntactic vicdaniniza hitap etmek istiyorum.

    Su anda kullandigimiz hitap sozcukleri, malum, bize bir onceki ve tukaka (ya da, PKK’ci kardeslerimizin hatirina binaen, ‘tukeke’) bir gecmisten miras kaldilar. Mirasi reddetik tabii, o da bizi reddetmisti zaten; ve elde kalan bu sozcukleri de Unvanlar ve Umum Manali Seylerin Ilgasina Dair Kanun ile birlikte def-i bela eyledik.

    Demek istedigim, simdiki kullanim ile, o tuKK kullanimi birbirine karistirmamak gerektigidir.

    ‘Osman Bey’ dedigimiz zaman kimden bahsettigimiz bellidir. Osmancik, yani, el founder von Osmanli Impero’dan bahsediyor oluruz. Soyadinin yerine geciyor burada ‘Bey’..

    ‘Katip Celebi’ dedigimiz zaman, havacilik sektorumuzde faaliyet gosteren bir sirketin ortaklarindan birilerini kasdetmiyoruz tabii ki.. orada da soyadi yerine geciyor ve buyuk harfle yazilmasi makuldur..

    ‘Miyminti Hanimsultan’ dedigimiz zaman da, bugun hayatta olmayan, bir padisah kizindan bahsediyor olabilecegimizi soylemek mumkundur..

    Ayni sey, efendi, beyefendi, sultan, aga filan icin de gecerlidir bence.

    Yani, soyadi kanunu cikali beri, bizim kullandigimiz hitap sozcukleri soyadi yerine gecmez ‘bana tuzlugu uzatir misin, hayatim’ derken kullandigimiz ‘hayatim’ gibidir. Soyadi yerine gecmeyecegi gibi, hayatinizin yerine de gecmez..

    Gerci, bunu soylemek bana dusmez tabii.. herkesin kendi tercihleri kisiseldir ve kimin kendini neye inandirdigina karismak hakkini kendimde gormuyorum.

    Fakat, hitap sozcuklerine donersek, size katilamiyor oldugumu tekrar etmeliyim.

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 31.10.2006 – 00:21 | Düzenle
    9.

    Muzmin Bey,

    Sizin bu yorumunuz -elhak- doğrudur, kesinlikle aynı fikirdeyim. Ama bakın benim yorumumun şu kısmı dikkatinizden kaçmış sanırım, af dileyerek tekrarlıyorum:

    İmdi burada iki yol takip edilebilir:
    1) Bu kuralı sadece hitap ifadelerinde kullanıp, metin içinde kullanmamak,
    2) İstisna yaratmamak.

    Ben esasında (1)den yanayım ama blog yazılarımda özel adları bold yazma politikamın zorunlu sonucu olarak (saygı sözcüğünün takı alması durumunda kelimenin yarısı bold, yarısı plain olacağı ve bu da hoş görünmeyeceği için) metin içinde de kuralı uyguluyorum.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 31.10.2006 – 11:03 | Düzenle
    10.

    9′a ek:

    Espriniz çok hoş. Fakat aynı zamanda, gülünürken ağlanası bir halimize de dokunuyor -yazmak lazım bunun hakkında.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 31.10.2006 – 11:06 | Düzenle
    11.

    Metin bey,

    Ben esasında (1)den yanayım ama blog yazılarımda özel adları bold yazma politikamın zorunlu sonucu olarak (saygı sözcüğünün takı alması durumunda kelimenin yarısı bold, yarısı plain olacağı ve bu da hoş görünmeyeceği için) metin içinde de kuralı uyguluyorum.

    Dediginizi anliyorum, ama, anlamli bulamiyorum. Estetige feda etmegi yani.

    #10: Hangi espriden bahsettiginize emin degilim. Birden fazla espri oldugu iddiasi anlamina gelmez bu. Bir bile olmayabilir anlaminda..

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 31.10.2006 – 17:09 | Düzenle
    12.

    Muzmin Bey,

    Ama bakınız şöyle gerçekten çirkin oluyor:
    “Filanca beyinkiler ya da Falanca hanımınkiler iyi değil.”

    Yorum tarafından metin-thePoor | 31.10.2006 – 17:13 | Düzenle
    13.

    12′ye ek:

    “Tukeke” esprisi…

    Yorum tarafından metin-thePoor | 31.10.2006 – 17:14 | Düzenle
    14.

    12′ye bir ek daha:

    Ayrıca, farkındasınızdır, ben yazılarımda bazı kimselerden bahsederken -ki bunlar çoğunlukla kendilerinden pek hazzetmediğim şahıslardır ve bu grupta hiçbir yorumcum yeralmamaktadır- “bey” ve “hanım” sözcüklerini saygı ifadesi olarak değil, daha hınzırca amaçlarla kullanıyorum. Dolayısıyla da o sözcükleri vurgulu belirtmem daha doğru oluyor.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 31.10.2006 – 17:19 | Düzenle
    15.

    Metin Bey,
    şapka koleksiyonumu elden çıkarmaya hiç niyetim yok. kel kalmasın harflerim. biri de bana kalkıp kalın a ile
    -gerizekaaalı- falan demesin, gülmem tutar yâni o biçim 😉
    bizde harfine göre muâmele yok! hak eden giyer şapkayı.

    demek siz hınzırlık da ediyorsunuz. ben de tam bu konuyla ilgili bir şeyler yazmak istiyordum, ne tesâdüf! hattâ yazmış da olabilirim. hatırlamıyorum. evet bu güzel bir cevap; hatırlamıyorum.

    Yorum tarafından candan | 01.11.2006 – 04:58 | Düzenle
    16.

    #12:

    Bu kadar estetik meraklisi olunca insan, Turkce gibi eklemeli bir dil kullanmaktan vazgecmek zorunda kalir.

    Sizin o dediginiz problem her zaman vardir, ve sadece bold icin degil italikler icin de vardir baskalari icin de..

    Suna, canim/keyfim cekmiyor deseniz hic itirazim olmayacak..

    Yorum tarafından Muzmin Anonim | 01.11.2006 – 07:38 | Düzenle
    17.

    Cano Hanım,

    Son günlerde, üzeriMize afiyet, üzeriNize -aynen Fethi Bey’de olduğu gibi- bir kamusal heybet ve ciddiyet geldi! Esbab-ı mucibesini merak etmiyor değilim. Nedir bu, Eti Eti Eti… mi?!

    Bugün yine çok telaşeliyim, kısa keseceğim ve Muzmin Bey’le blogistanın kimbilir hangi kuytu köşesinde kalmış bir laflamamı işaret etmekle yetineceğim. Nereden bulacaksınız bilmem artık onu… Yok eğer “bana böyle külfet yükleme” derseniz, eh pekala, o vakit ben de bir ara sizin o güzel hatırınız içün bir yazı döktürürüm artık, The Sülü Bey’in şepkesiyle ilgili.

    Yorum tarafından metin-thePoor | 01.11.2006 – 12:10 | Düzenle
    18.

    Muzmin Bey,

    “Keyif” ile “keyfi”nin işbu konuda karıştırılmaması koşuluyla/ricasıyla evet diyeyim bari!

    Yorum tarafından metin-thePoor | 01.11.2006 – 12:12 | Düzenle
    19.

    Metin Bey,
    son günlerde evet üzerinize âfiyet midemle ilgili bir sorunum vardı. doktora gittim o da ”istifra et çocuum” dedi. ettim rahatladım çok şükür. artık ciddiyet middiyet hak getire. ciddiyeti gözüm ısırıyor bir yerlerden ama middiyet? yoh valla görmemişem 🙂

    Yorum tarafından candan | 04.11.2006 – 03:34 | Düzenle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s