Ekim, 2011 için arşiv

ya/kın

Yayınlandı: Ekim 1, 2011 / budak

salem kemeri misin adınla havamın cıvalandığı kadın
adın kadar mısın, kararında uzun ve balıketi ve endam yatağı
kurumuş çakıllanmış kurbağasızlanmış
bildim: aşk trenle geçti kasabandan kovboysuz çakaralmazla
ıslıksız, şık kapı çarpmasız, ince çatışmasız
bir aşkın tarihi bunca mı naylon olur öylesi derskitapsı
çocuklar birer ikişer çakar da bir kapı ardında zırlar
tenlerinde görülmez onmaz bir kamçı sızısı
nasibin ol hayattan: yalnız bir adamın sayfalarını çaldın

beden ki adı üzerinde: yarının yalanı, yirmidört ayar yalın
göze gelince görür orada buradaki çatlağın kaçınılmazlığını
kim demiş mış gibidir her olan, yazdım oysa orada burada: mış
girdim: kiminin beynine kiminin yüreğine, kiminin ten inceliklerine
talihsiz hırsız gibi, merdiveni belinden ansızın kırılmış
bir erkektim, anakronik avcı, prensesler arasında bir kurbağa
pişecek, öküze öykünmeyecek, hikâyedeki tüfengi patlatmayacak
kanlı da olsa, belki ısırığımsı, bir öpücük bekledim masalsı
zaman izafidir, oyuncudur hergele, yönünü de şaşırır şaşkın
ten ruha kavuşmakçün: kovasız tırmıksız, vezinkâr bir yangın

ah! ne kılıç, ne kın!