kapitalizmin suç ve günahlar listesine giriş

Yayınlandı: Temmuz 7, 2011 / bekleme salonu

– Sürekli ve sistematik olarak yapay ihtiyaçlar (olmayan-ihtiyaçlar) yaratmak ve bu uğurda iğrenç bir pazarlama iletişimi sektörü oluşturup kaynak israfına yolaçmak,
– İhtiyaç ve tatminsizlik duygusunu, israfı, sınıf atlama tutkusunu alabildiğine körüklemek,
– Bütün insanların temel ihtiyaçlarının giderilmesini sağlamayı bir insanlık sorunu olarak telakki etmemek,
– Doğanın sınırsızca ve gaddarca sömürülmesinin geridönüşsüz bir çevre felaketine, giderek insan uygarlığının yıkımına ve yokoluşuna yolaçmakta olduğunu bile bile kendisiyle birlikte bütün insanlığı ve diğer canlıları ateşe atmaktan kaçınmamak,
– Maddi imkanlar olmaksızın özgürlüklerin soyut birer kavram olmaktan öteye geçemeyeceği gerçeğini hep gözlerden ırak tutmak,
– “Liberal demokrasi”nin aslında bir “plutodemokrasi” ve aslında o bile değil, bir “plutokrasi” olduğu gerçeğini de çeşitli illüzyon numaralarıyla sistematik olarak kamufle etmek,
– Seçim, temsiliyet, yasama ve yürütme mekanizmaları, yargı denetimi, yasal yönetim gibi liberal demokratik kurumların temelini oluşturduğu liberal demokrasi kavramını bir tür “siyasetin sonu” olarak empoze ederek kutsallaştırıp tabulaştırmak,
– Liberal-demokratik kurumlar örgüsünün ve ekonomik-liberalist söylemin özgürlük-eşitlik paradigmalarını hayata geçirmedeki yetersizliği/çapsızlığı/illüzyonelliği,
– Ekonomik liberalizmin ve onun omurga-kavramı olan “serbest piyasa”nın ütopik/teorik bir kurmaca olduğu, kapitalizmle ekonomik liberalizmin özdeş olmadığı yapısal/döngüsel krizlerle ortaya çıkmasına rağmen bu söylemle zihinleri ısrarla iğfal etmeyi sürdürmek ve krizlerin yükünü devlet müdahaleleriyle zenginler lehine yoksulların sırtına bindirmek,
– Bir önceki maddede belirtilenle bağlantılı olarak, ekonomik-liberal söylemin büyük yapısal/döngüsel krizlerle birlikte faşizme kapı açma ihtimalinin yüksek oluşu,
– Faşizmi söylem olarak lânetlemekle birlikte onun kapitalizmin içkin bir olgusu olduğu gerçeğini saklamak,
– Küreselleşmeyi yalnızca egemenlerin küreselleşmesi olarak dayatmak, ezilenlerin küreselleşmesini sistemli olarak engellemek,
– Genel, yerel ve yöresel savaşları/çatışmaları/anlaşmazlıkları sistemi besleyip canlı tutan birer “iş fırsatı” olarak hayata geçirmek, beslemek ve azdırmak,
– “Yasal”laştıramadığı sömürü alanlarını mafyalar, gizli örgütlenmeler, terör örgütlenmeleri, vb yol ve yöntemlerle oluşturmak, sevk ve idare etmek, canlı tutmak,
– Kapitalizmin âli menfaatleri uğruna halkları/etnisiteleri birbirine düşürmekten hiç çekinmemek, ırkçılık ve milliyetçilik duygu ve yönelimlerini bu uğurda sonuna kadar kullanmak…

Hemen aklıma gelenleri önem sırası falan gözetmeden, bilimsel-literatürel jargonu filan kullanmadan yazıya döktüm. Boşlukları siz tamamlayın lütfen. Böylelikle hep birlikte kapitalizmin suç ve günahlar listesini oluşturalım.

(*) İlk yayımlandığı yer: Jazzetta, 26.10.2008 – 11:08 Posted by | BEKLEME SALONU | 31 Yorum |

Reklamlar
yorum
  1. metin dedi ki:

    31 Yorum »

    1.

    – “Üretim”, “tüketim”, “çalışma” kavramlarını kutsal kavramlar mertebesinde tutmak, tabulaştırmak, hayatın temeli ve anlamı olarak endoktrine etmek.

    Yorum tarafından metin | 26.10.2008 – 12:43 | Düzenle
    2.

    – İyi-doğru-güzel norm üçlüsünü hayatımızdan sürgün etmek.

    Yorum tarafından metin | 26.10.2008 – 12:46 | Düzenle
    3.

    Kapitalizm bir ideolojik tanim uzerine kurulmus bir sistem midir?

    Yorum tarafından Obli Vious | 27.10.2008 – 01:11 | Düzenle
    4.

    Obli Bey,

    Kapitalizm, a priori olarak bir ideoloji üzerine oturtulmuş bir sistem midir? Değildir. Bunu tartışmanın gereği yok ki. Konumuz da o değil hem.

    Ben, şimdiye kadar her fırsatta liberal demokrasi lehine bunca tavır almışken bu yazımın da nereden çıktığını filan kurcalayacağınızı düşünmüştüm!

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 12:53 | Düzenle
    5.

    Metin bey,

    bu yazımın da nereden çıktığını filan kurcalayacağınızı düşünmüştüm!

    Hah.. Iste. Sonunda benim ne diyecegimi kestirememis oldunuz.

    Sormuyorum.

    Zorla mi?

    😉

    Yorum tarafından Obli Vious | 27.10.2008 – 13:17 | Düzenle
    6.

    Yav bana eziyet etmeyin, sorun. Merak, kediyi de beni de öldürür!

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 13:19 | Düzenle
    7.

    Ah şimdi burada Afşar Bey, Bülent Bey, Eleştirel Günlük Bey, Kaçakkova Bey, Kalemzede Bey, MKY Bey, Tansel Bey, Tolga Bey (abc) vd arkadaşlar da olsaydı, ne güzel olurdu…

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 13:23 | Düzenle
    8.

    Metin bey,

    Sormak yerine, durun tahmin edeyim:

    Bunu siz kendi agzinizdan yazmadiniz.

    Yorum tarafından Obli Vious | 27.10.2008 – 13:32 | Düzenle
    9.

    Obli Bey,

    “Bunu siz kendi agzinizdan yazmadiniz.”

    O kadar mı inanılmaz geldi size bu durum?

    Şöyle açıklayayım (bunun için de ayrı bir yazı yazmak lazım ama, ne zaman öyle desem yazamıyorum, “yazacağım” demek uğursuzluk mu getiriyor ne!):

    Meselelere hangi irtifadan yaklaştığınıza göre değişir değerlendirmelerinizin rengi ve kıvamı. Gündelik/güncel/mevcut veriler muvacehesinde yahut konjonktürel olarak baktığımda, liberal demokrasiyi savunmam gerekir. Yani bugünün verili dünyasında liberal demokrasinin ötesine geçebilecek bir siyasal praksisi henüz mümkün göremiyorum. Daha basit/basmakalıp ifade edecek olursam, liberal demokrasi halihazırda olabileceklerin en az kötüsü.
    Ama bu, benim irtifa yükselterek bakmamı engellemez. Daha üst çerçeveden baktığımda liberal demokrasinin açmazını da, yetersizliğini de, kötülüklerini de görebilmemden/işaret etmemden daha doğal birşey olamaz.

    Aynı şey, “liberal sol” kavramı/olgusu için de geçerli.

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 13:52 | Düzenle
    10.

    Ek:

    Ekonomik-liberalizmle aşk ilişkisi yaşamadığımı zaten öteden beri biliyorsunuz. Sürpriz olan, sanırım, siyasal-liberalizme dokundurmam oldu.

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 13:56 | Düzenle
    11.

    Metin bey;

    Meselelere hangi irtifadan yaklaştığınıza göre değişir değerlendirmelerinizin rengi ve kıvamı.

    Dogrudur.

    Ilaveten, son 2-3 sene boyunca kafanizin iyi oldugunu; ancak yeni yeni ayildiginizi; bunu da daha once –isteseniz de– anlasilir bir dille soyleyemez oldugunuzu kabul edebilirim.

    Yorum tarafından Obli Vious | 27.10.2008 – 16:56 | Düzenle
    12.

    Obli Bey,

    Bu dediğinizi ben öyle görmüyorum. İrtifa meselesini gördüğüm kadarıyla siz farklı değerlendirmek kararındasınız. Bunu ayrıca genişçe konuşmayı umut ediyorum.

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 17:07 | Düzenle
    13.

    Metin bey,

    İrtifa meselesini gördüğüm kadarıyla siz farklı değerlendirmek kararındasınız.

    Irtifa tercihi, baska butun tercihler gibi, kisinin kendi karari sonucunda ortaya cikar –bence.

    Bunda bir sorun yok –bence.

    Ama, daha dun acikca –unreservedly– yanlis dedigine bugun, kisi, –irtifa degistirdim diyerek– dogru diyorsa (ya da tersi), bu sadece olcek degisikligi ile aciklanamaz –bence.

    Ha; hayati bir problem midir?

    Tabii ki, hayir.

    Sadece –bir muddet icin– saskinliklara yol acabilir.

    Buna da –insanoglu nelere alismiyor– alisilir gider..

    Ardindan da, degisiklik muspet olarak degerlendiriliyorsa, sevincli bir bulusma tezahur eder..

    Eger oyleyse iyi bir seydir.

    Yorum tarafından Obli Vious | 27.10.2008 – 17:53 | Düzenle
    14.

    Obli Bey,

    Bu son yazdıklarınız kesinlikle yanlış. Asla katılmıyorum. “İrtifa değiştirmek” diye birşey yok, farklı zaviyelerden ve/veya irtifadan bakabilmek var. Bu ikisi farklı şeyler. Dün ak dediğime bugün kara diyor falan değilim. Ne münasebet. Siz öyle algıladıysanız yanlış algılamışsınız ve beni hiç mi hiç tanımamışsınız demektir. Eğer öyleyse yazık bu kadar iletişime.

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 18:30 | Düzenle
    15.

    Obli Bey,

    Bu arada Soğuk Yemek’te tuhaflıklar oluyor; normal yollardan ya giremiyorum, ya da girsem bile mutfağına ulaşamıyorum. Ne olabilir acaba sizce, tahmininizi alabilir miyim lütfen?

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 18:33 | Düzenle
    16.

    Safari could not open the page “http://loverisloser.wordpress.com/wp-admin/” because the server is not responding.

    …diyor.

    Yorum tarafından metin | 27.10.2008 – 18:59 | Düzenle
    17.

    Metin bey,

    loverisloser.wordpress.com erisiminde su anda bir sorun yok benim tarafimda.

    Belki, WordPress’ciler sizin blogun bulundugu sunucuyu bakima almislardi.

    Yorum tarafından Obli Vious | 28.10.2008 – 01:15 | Düzenle
    18.

    Obli Bey,

    Teşekkür ederim ilgilendiğiniz için. Sanırım öyle birşeyler oldu…

    Yorum tarafından metin | 28.10.2008 – 16:54 | Düzenle
    19.

    Merhaba,
    Metin Bey Komunizmin bir kara kitabından sözediliyor.Komunizmin günahlarından başlarsak
    1. 20 yüzyılda 100 milyon insanın ölümünden sorumlu.
    Başka madde söylemeye gerek yok heralde.
    Kapitalizmi bir cümle ile nasıl tanımlarsınız?

    Mister No

    Yorum tarafından Gürsel | 29.10.2008 – 03:10 | Düzenle
    20.

    Mister No Bey (“Gürsel Bey” demeye alışmak zor olacak!),

    Geçmişte bir komünist olarak reel-sosyalizm felaketini (açarsak bunu; leninizmin sapmasını, stalinizmin ve maoizmin vahşetini) şiddetle eleştirmiş ve reddetmiş olduğumdan şahsen içim rahat, vicdanım müsterih.

    İnsanlık Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan oldu. Özgürlük ile ekmek arasında kabasaba ve saçmasapan bir tercihe zorlandı. Halbuki ne reel-kapitalizm gerçekten “özgürlük” demekti[r], ne de reel-sosyalizm gerçekten “ekmek”… Ekmeğin ve özgürlüğün birarada olabileceği, yani marksist jargonla ifade edersek, altyapı ile üstyapının her ikisinin birden insanî bir manzara arzedeceği bir sosyoekonomik formasyona geçmek için gerekli nesnel koşullar olgunlaşmamıştı. Halâ da olgunlaşmış değil bence. Reel-sosyalizm, mutluluk (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) rüyasının korkunç bir kâbusa dönüştüğü bir “düşük” olgusudur. Reel-kapitalizm ise, özgür ve eşit bireylerin medeni bir toplum ölçeğinde birarada yaşayabileceği bir ortamın ahlakî kabullerini ve pratik koşullarını karşılayabilecek bir formasyon olmadığı gibi, ideolojik izdüşümü olan siyasal ve ekonomik liberalizm de bu anlamda gayet yetersiz ve ilkel bir zihinsel çaba, bence.

    Yorum tarafından metin | 29.10.2008 – 10:57 | Düzenle
    21.

    Metin bey, bilgim yetmedigi icin bulasmiyorum ama sunu soyleyeyim: demografik durum/gidisat ve teknolojinin etkilerini cok daha on planda ele almak lazim bence. Demografinin yeterince konusulmama sebebi olarak icin batida ‘Malthuscu’ etiketi yemek ve kilise korkusu olabilir, emin degilim. Teknolojik gelismenin ise genis perspektiften bakma baglaminda anlasilmadigindan eminim. Ben solcu olsam ‘iktisadi hesap problemi’ denen seye bugun daha iyi anlayip analiz edebildigimiz matematik/bilgisayar metodlariyla ve sirket ici randiman/pazar arastirmasi vs. konulardaki bilgilerin isiginda tekrar bakardim. (Belki bakan vardir da benim haberim yok).

    Yorum tarafından Bulent Murtezaoglu | 29.10.2008 – 16:55 | Düzenle
    22.

    Metin Bey,
    Nette ve bildiğimiz hayatta tanıdığım çoğu sosyalist/komunist reel sosyalizm felaketini şiddetle eleştirmese bile içine sindiremez. Sizin eleştirmeyeceğinizi hiç sanmıyordum
    zaten.Fikrin reele dönüşümü sizin reddettiğiniz reel sosyalizmi getiriyor.Halkın oyuyla gelmiş Chavez bile kendini ebedi lider ilan edecek nerdeyse. (Chavez’in Sosyalizm’le ilişkisi tam bilmiyorum bu arada)
    Gerekli nesnel şartların olgunlaşması için liberal kapitalizmin dizginlenmemesi gerekir gibi geliyor bana. Bırakınız yapsınlar bakalım ne olacak.

    Yorum tarafından Gürsel | 29.10.2008 – 22:17 | Düzenle
    23.

    Metin Bey,
    Sosyal demokratların durumuna çok üzülüyorum. Liberallere göre sos dem’ler sosyalist,devletçi; komunistlere göre kapitalizmin
    bir fitnesi, komunizmi engelleme projesi.Bu konuda komunistler biraz haklı gibi.

    Yorum tarafından Gürsel | 29.10.2008 – 22:42 | Düzenle
    24.

    Yukarıdaki yazıda katıldığım noktaları copy-paste yapayım:
    – Bütün insanların temel ihtiyaçlarının giderilmesini sağlamayı bir insanlık sorunu olarak telakki etmemek,
    – Maddi imkanlar olmaksızın özgürlüklerin soyut birer kavram olmaktan öteye geçemeyeceği gerçeğini hep gözlerden ırak tutmak, (Kapitalizmde insan kimin eşegini güderse onun türküsünü çağırır ,özgürce şakıyamaz)
    “Liberal demokrasi”nin aslında bir “plutodemokrasi” ve aslında o bile değil, bir “plutokrasi” olduğu gerçeğini de çeşitli illüzyon numaralarıyla sistematik olarak kamufle etmek,
    – Seçim, temsiliyet, yasama ve yürütme mekanizmaları, yargı denetimi, yasal yönetim gibi liberal demokratik kurumların temelini oluşturduğu liberal demokrasi kavramını bir tür “siyasetin sonu” olarak empoze ederek kutsallaştırıp tabulaştırmak, (Siyasetin sonu değil,şu anda daha iyisi olmadığı için bu böyle,eleştiri bunu iddia eden liberallere gitsin)
    – Ekonomik liberalizmin ve onun omurga-kavramı olan “serbest piyasa”nın ütopik/teorik bir kurmaca olduğu, kapitalizmle ekonomik liberalizmin özdeş olmadığı yapısal/döngüsel krizlerle ortaya çıkmasına rağmen bu söylemle zihinleri ısrarla iğfal etmeyi sürdürmek ve krizlerin yükünü devlet müdahaleleriyle zenginler lehine yoksulların sırtına bindirmek, ( Ekonomik liberalizm veya serbest piyasa- reel kapitalizm anti piyasadır)
    – Bir önceki maddede belirtilenle bağlantılı olarak, ekonomik-liberal söylemin büyük yapısal/döngüsel krizlerle birlikte faşizme kapı açma ihtimalinin yüksek oluşu, (Sosyalizme de kapı açabilir)
    – Faşizmi söylem olarak lanetlemekle birlikte onun kapitalizmin içkin bir olgusu olduğu gerçeğini saklamak,
    (hmm bazı liberaller gizli faşist halihazırda)

    Yorum tarafından Gürsel | 29.10.2008 – 22:50 | Düzenle
    25.

    http://www.habervaktim.com/yazar/8471/avrasya_ekonomik_duzeni_kuresel_ortak_para_birimi_ve_dunya_merkez_bankasi.html

    Yorum tarafından Obli Vious | 30.10.2008 – 10:11 | Düzenle
    26.

    Gürsel Bey,

    “Fikrin reele dönüşümü sizin reddettiğiniz reel sosyalizmi getiriyor.”

    Maalesef öyle.

    “Bırakınız yapsınlar bakalım ne olacak.”

    Dünya batacak!

    “Sosyal demokratların durumuna çok üzülüyorum.”

    Bizdekilere mi, dünyadakilere mi? Bizdekilereyse boşuna, çünkü öyle bir yaratık türü yok!

    Yorum tarafından metin | 01.11.2008 – 13:14 | Düzenle
    27.

    Metin Bey,
    Avrupadakilere üzülüyorum.Biz de öyle bir tür yok,hemfikirim.

    Yorum tarafından Mister No | 01.11.2008 – 16:47 | Düzenle
    28.

    İnsan için var olması gereken ve bunu cümlelerinde dile getirenlerin gizli öznesinin sermaye olduğunu unutmayalım. Bütün çözüm yollarını ekonomik veriler ya da para politikaları, ve yahut para akış yollarının değişmesi üzerinden dile getirenler, insanı bu çözüm yollları keşmekeşinde kaybediyorlar. Biri kalkıyor iktisadımızı şu yönde bina edersek, paramızı şu şekilde harcarsak kurtuluruz diyor. Öbürü de hayır efendim, para akış yolları ve ekonomik örgütlenme modeli şu olsun diyor. “Üzgünüm, ama insan nerede?” diye sorduğumuzda, “hepsi insan için işte bunların” denecektir.

    Evet, evet haklısınız beyefendiler. Masanızdaki tartışmalarınızın hep insan adına olduğunun gönül rahatlığındayım artık. Hepsi insan içinmiş. Lütfen devam edin, PARDON araya girdim ben…

    Yorum tarafından Kali Rind | 01.11.2008 – 17:15 | Düzenle
    29.

    Mister No Bey,

    Bizde vakt-i zamanında Kautsky’ler, Bernstein’lar filan okunabilseydi, “Sosyalizmin Alfabesi”, “Felsefenin Temel İlkeleri”yle filan yetinilmeseydi durum farklı olabilirdi fikir dünyamızda…

    Yorum tarafından metin | 01.11.2008 – 17:42 | Düzenle
    30.

    Kali Rind Bey,

    “Üzgünüm, ama insan nerede?”

    Haklısınız, ben de hep bu soruyu soruyorum. Cevap yerine de kakofonik bir rabarbadan başka şey duyamıyorum.

    Yorum tarafından metin | 01.11.2008 – 17:50 | Düzenle
    31.

    Uymayın zaaten, siz eyleyin. İnsanı keşfedin, yaşyın, yaşatın. Bütün eylemleriniz ona dair olsun. Ulaşamayacağımız ciğer üzerin konuşmaktansa, ulaştıklarmızı yemeye gayret edelim. Tabi ki bazen şimdilik ulaşmadıklarımıza, bize uzak gelenlere dair plan proje geliştirebiliriz. O ayrı. Ama buna takılıp kalmak. Uzağa bakarken önündeki tşa tkılıp düşmek gibi. Kendi mahallesindeki üç beş gariban çocuğa üstelik imkanı olduğu halde zerre kdar faydsı dokunmayanların felsefe edebiyatları, alt söylem üst söylem tartışmaları boş olmanın ötesinde iğrenç. İkisini birikte yapailiyo muyuz? Biri bizimle ilişki içerisine geçtiğinde, o kişinin kalbinde samimi duyguların açılmasını, güven’in doğmasını sağlayabiliyor muyuz?

    Yorum tarafından Kali Rind | 02.11.2008 – 16:42 | Düzenle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s